YIL: 13

SAYI: 151

TEMMUZ 2010

 

önceki

yazdır

 

 

 Yrd.Doç.Dr.Faruk AKIN

 

 Nalan ECE

 

İSLAMİ FİNANS SİSTEMİ İÇERİSİNDE İSLAMİ BANKACILIĞIN YERİ VE TÜRKİYE’DE KATILIM BANKACILIĞININ GELİŞİMİ


ÖZET

 

Küresel finansal sistem içerisinde küçük ancak büyüyen bir paya sahip olan İslami bankalar, günümüzde küresel finansal sistemin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. İslami bankalar, dünyada, temel olarak kâr ve zarar ortaklığı ve alım-satım arasındaki fark prensipleri çerçevesinde geliştirilen faizsiz finansman tekniklerine göre faaliyet göstermekte olup,  finansal ürünlerin sunumu Türkiye’de İslami kurallara göre faaliyet gösteren katılım bankaları tarafından gerçekleştirilmektedir. Katılım bankaları, çeşitli nedenlerle atıl durumda olan fonların ekonomiye kazandırılması suretiyle ekonomik kalkınmada önemli bir rol oynamaktadırlar. Bu çalışmada, Türkiye’de faaliyet gösteren katılım bankalarının 2003-2009 yılları arasındaki performansı ve Türk finans sektörü içerisindeki artan payı değerlendirilecektir.

 

Anahtar Kelimeler: İslami Finans, İslami Bankacılık, Faizsiz Bankacılık, Katılım Bankacılığı

 

 

ROLE OF ISLAMIC BANKING WITHIN ISLAMIC FINANCE SYSTEM AND EVOLUTION OF PARTICIPATION BANKING IN TURKEY

 

ABSTRACT

Within the global financial system, Islamic banks have a small but growing share and today they have become an integral part of the global financial system. Islamic banks in the world have been operating according to interest-free financing techniques, which are mainly developed on sharing of profits and losses in accordance with the difference principles between puchase and sale. However, the presentation of financial products in Turkey is conducted by participation banks operating according to Islamic rules. Participation banks play an vital role in economic development by gaining the unused funds to the economy.  In this study, the performance of the participation banks operating in Turkey between 2003-2009 and their increasing share in the Turkish finance sector will be assessed.

Key Words: İslamic Finance, İslamic Banking, Interest-Free Banking,  Participation Banking

 

1.  GİRİŞ

 

2007 yılı ortalarında ABD’de başlayan ve gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkeleri etkisi altına alan küresel finansal kriz, hâlihazırdaki kapitalist sistemin sorgulanmasını da beraberinde getirmiştir. Küresel ekonomide tartışılan hususlardan bir diğeri de son on yıldaki performansı ile dikkatleri üzerine çeken dünyada “İslami bankacılık” olarak adlandırılan “faizsiz bankacılık” sisteminin mevcut sisteme alternatif olup olamayacağı yönündedir. Geleneksel bankacılığa göre çok kısa bir geçmişe sahip olan faizsiz bankacılık, özü itibariyle faize karşı, kâr ve zarara katılımı esas alan ve günümüzde Müslüman ülke toplumlarının dışında birçok ülkede uygulanan bir sistemdir.

 

Faizsiz bankacılığın doğuşunu sağlayan sebepleri dini, sosyal ve iktisadi olmak üzere özetlemek mümkündür. Temel yapısı itibariyle faizsiz bankacılığı, parasal işlemlerle mal ve hizmet hareketlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlandığı, her para hareketinin mutlaka bir mal veya hizmete karşılık geldiği; gelirin ise, kâr ve zarar ortaklığı esasına göre bölüşüldüğü bir sistem olarak tanımlamak mümkündür.

 

İslami finans sistemi, faize dayalı olmayan ürün ve hizmetler sunan İslami bankacılığın ortaya çıkmasıyla doğmuş ve zamanla sigortacılık ve sermaye piyasası alanlarında sukuk (İslami bonolar) ve takaful (sigortacılık) gibi İslami kurallara uygun birçok finansal ürün geliştirilmiştir. Anılan finansal ürünlerin sunumu Türkiye’de İslami kurallara göre faaliyet gösteren katılım bankaları tarafından gerçekleştirilmektedir (Tok, 2009, 1).

 

Türkiye’de 2006 yılından önce “Özel Finans Kurumları” olarak bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bu kurumlar, 2006 yılından sonra “Katılım Bankaları” adıyla bankacılık sektörüne entegrasyonlarının sağlanması ve geleneksel rakipleri ile rekabetlerinin önündeki dezavantajların kaldırılması ile hızlı bir gelişim göstermişlerdir. Katılım bankaları, çeşitli nedenlerle yastık altında kalmış ve ekonomiye kazandırılmamış atıl fonları faizsiz finansman yöntemiyle ekonomiye kazandırmayı amaçlamaktadır.

 

Çalışmada İslami bankacılık sistemi ve Türkiye’deki gelişimi detaylarıyla birlikte incelenmiştir. Başlangıç kısmında İslami finans sisteminin temel ilkeleri ve giderek artan önemi ve İslami bankacılık ile ilgili literatür çalışması ele alınmıştır. Daha sonrasında ise İslami bankacılık ve geleneksel bankacılığın karşılaştırılmasına yer verilmiştir. Son olarak Türkiye’de İslami kurallara uygun olarak faaliyet gösteren katılım bankalarının yıllar itibariyle gelişimi ve Türk finans sistemi içerisindeki artan payı çeşitli bankacılık göstergeleri ile sunulmuştur.

 

2.İSLAMİ FİNANS SİSTEMİ

 

Küresel finans endüstrisinde küçük ancak büyüyen bir paya sahip olan İslami finans sistemi, son dönemlerde İslam ülkelerinin yanı sıra gelişmiş piya­salarda da alternatif bir model olarak yaygınlaşmak­tadır (Altaş, 2009, 18).

2.1. İslami Finans Sisteminin Ortaya Çıkışı

 

Öncü olması nedeniyle, İslami bankacılık, İslami finans endüstrisinin en gelişmiş unsurudur.  İslami ekonomik sistemin canlanması ve dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların İslami kurallara uygun yatırım ürünlerine yönelik artan talepleri, İslami bankacılığın doğuş süreçlerini hızlandırmıştır (Akbulak ve Akbulak, 2005, 863). İlk modern İslami bankacılık uygulaması, 1963’de Mısır’da kurulan ve kâr paylaşımını esas alan Mit Ghamr tasarruf bankası olarak gösterilebilir. 1971 yılında yine Mısır’da kurulan Nasır Sosyal Bankası, İslami yasaları esas almakla birlikte, faizsiz, bir ticari banka olduğunu ilan eden ilk bankadır (Tunay, 2005, 324). İkinci önemli olay, 1975 yılında Müslüman nüfuslu ülkelerin kamusal projelerinin finansman sorunlarını çözmek amacıyla, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkeler tarafından Suudi Arabistan’da kurulan “İslam Kalkınma Bankası (İKB)”nın kurulması olmuştur (Akbulak ve Akbulak , 2005, 864).

 

2.2. İslami Finans Sisteminin Temel Özellikleri

 

İslami finans sistemi, çeşitli dini ve ekonomik sebepler yüzünden doğmuş ve faiz, ticari işlemlerde yüksek oranda belirsizlik içeren faaliyetler, kumar ve haram kılınmış ürün ve hizmetlerin üretim ve satışı ile gayri ahlaki davranışların yasaklanması üzerine bina edilmiştir. İslami finans sistemi temel olarak kâr ve zarar ortaklığı (profit and loss sharing) ve alım-satım arasındaki fark (mark-up trading) prensipleri çerçevesinde geliştirilen faizsiz finansman tekniklerine dayanmaktadır. (Tok, 2009, I-5). Bazı kilit gelişmeler global finansal sistemde İslami finansın artan öneminin altını çizmektedir. Bunlar; i. genişleyen varlık tabanı, ii. güçlü performans, ağırlıklı olarak Müslüman piyasaların ötesinde bölge çapında öneminin artması, iii. sukuk pazarının hızlı gelişmesi, iv. yeni ve mevcut pazarlarda takaful’un artan potansiyeli, v. İslami fon yönetimi endüstrisinin güçlü potansiyeli ve vi. kapsamlı İslami finansal altyapının gelişimidir (IDB, 2010, 28-32).

 

2.3. İslami Finans Sisteminin Temel İlkeleri

 

İslami finans sistemi temel olarak kâr ve zarar ortaklığı ve alım-satım arasındaki fark prensipleri çerçevesinde geliştirilen faizsiz finansman tekniklerine dayanmaktadır (Tok, 2009, 5). İslami bir finansal sistemin temel çerçevesi, İslam toplumlarının ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel açıdan tabi bulunduğu çeşitli kural ve yasalar doğrultusunda biçimlendirilir. İslami finansal sistemin temel ilkeleri şu şekilde özetlenebilir (Musa ve Obadi, 2009,  125-126);

 

2.3.1. Faiz Yasağı

 

Kelime anlamı “ifrat, aşırıya kaçma” olan “riba” ve konu ile ilgili olarak “borç veya satış işlemleri sonucunda gerçekleşen haksız sermaye artışı” şeklinde yorumlanmakta ve yasaklanmaktadır. Bu yasak, İslami bir finansal sistemin temel ilkesidir. Daha kesin biçimde ifade etmek gerekirse, sadece anaparanın miktarına ve belirli bir vadeye bağlı olarak (yani yatırımın işletilmesi sürecinden bağımsız olarak taahhüt edilmiş biçimde) elde edilen her tür müspet, sabit ve önceden belirlenmiş gelir payı riba olarak nitelendirilir ve bu tür gelirler yasaklanmıştır. İslam uzmanları arasındaki ortak kanı riba’nın, genellikle uygulandığı haliyle, sadece tefecilik biçiminin değil, “faiz” alma biçiminin de yasak olduğu yönündedir. Bu yasak, sosyal adalet, eşitlik ve mülkiyet hakları gibi hususlara ilişkin argümanlar üzerinde temellendirilmektedir. İslam kâr elde etmeyi teşvik ederken faiz almayı yasaklamaktadır çünkü geriye yönelik bir gelir türü olarak belirlenen kâr, başarılı bir ticari girişimin varlığını ve refah artışını temsil ederken ileriye yönelik bir gelir türü olarak belirlenen faiz, ticari girişimin getirilerinden bağımsız olarak gerçekleşen ve ticari zarar halinde refah yaratmadan dahi elde edilebilen bir kazanç türüdür. Sosyal adalet, borçlu ve alacaklıların hakkaniyete uygun bir biçimde gelirlerin yanında zararları da paylaşmasını ve ekonomi içerisindeki refah birikiminin ve dağılımının adil ve gerçek üretkenliği temsil edecek biçimde gerçekleşmesini gerektirir.

 

2.3.2. Risk Paylaşımı

 

Faiz yasaklanmış olduğu için, ekonomiye fon sunanlar, kreditör değil yatırımcı niteliğine bürüneceklerdir. Finansal sermayeyi sunan kişiler ile girişimciler, kâr payı elde etme konusunda aynı riskleri paylaşacaklardır.

 

2.3.3. Bir “Potansiyel” Sermaye Olarak Para

 

Paraya “potansiyel” bir sermaye olarak yaklaşılmasından kasıt, paranın ancak diğer kaynaklar ile birlikte üretim sürecine girmesi halinde sermaye niteliğine bürüneceğidir. İslam, paranın zaman değerini ancak sermaye işlevi gördüğünde tanımakta, “potansiyel” sermaye halinde iken bu unsuru göz önünde bulundurmamaktadır.

 

2.3.4. Spekülatif Davranışların Yasaklanması

 

İslami bir finansal sistem, aşırı belirsizlikler ile risklere ve kumara bağlı ticari faaliyetleri yasaklamaktadır.

 

2.3.5. Sözleşmelerin Kutsallığı

 

İslam, sözleşmelerden doğan yükümlülükleri ve sözleşmeye ilişkin bilgilerin ifşasına ilişkin hususları kutsal bir görev olarak görmektedir. Bu özellik, asimetrik bilgilerin yaratacağı riskleri ve ahlaki zedelenmeyi azaltmaya yöneliktir.

 

2.3.6. İslamiyet’in Uygun Gördüğü Faaliyetler

 

Sadece İslami kuralları ihlal etmeyen ticari faaliyetlere ilişkin yatırımların yapılması mümkündür. Örneğin, alkol, kumar veya kumarhane işleri ile ilgili ticari faaliyetlere ilişkin yatırımlar yasaklanmıştır.

 

2.3.7. Sosyal Adalet

 

Adaletsizliğe ve sömürüye neden olacak olan ticari faaliyetler, ilke itibariyle yasaklanmıştır. Finansal bir faaliyet veya işlem, bu işlemin taraflarından herhangi birisinin sömürülmesine veya istismar edilmesine neden olmamalıdır. İstismar, bir sözleşmenin tarafları arasındaki bilgi simetrisinin ortadan kalkmasına neden olacaktır.

 

2.4. İslami Finans Sisteminin Araçları

 

İslami finans Sistemi, özellikle yükselen petrol fiyatlarıyla zenginleşen İslam ülkelerindeki yatırımcıların talep­leri doğrultusunda, İslami kurallara uygun yatırım ürünleri sunmaktadır. Ayrıca, genişleyen ürün yelpazesiyle, yeni yatırım araçları olarak Müslüman olmayan yatırımcıların da ilgisini çekmektedir (Atlaş, 2008, 18).

 

Modern İslami finans, faize dayalı olmayan ürün ve hizmetler sunan İslami bankacılığın ortaya çıkmasıyla doğmuş ve zamanla sigortacılık ve sermaye piyasası alanlarında mudaraba (emek sermaye ortaklığı), müşaraka (kâr-zarar ortaklığı), murabaha (maliyet artı kâr marjlı satış), İcara (kira finansmanı), karz-ı hasen (faizsiz borç), takaful (sigortacılık), bey-i Selem (ileriye dönük satın alma), istisna (siparişe dayalı satın alma) gibi şer-i kurallara uygun birçok başka finansal ürün geliştirilmiştir. (Tok, 2009, 1).

 

İslami finans pazarının kilit kısmı sukuk olarak bilinen İslami bonolardır. Son on yılda hızlı bir büyüme gösteren İslami kurallara uyumlu sukuk ihracı günümüzde İslami finans endüstrisinin yaklaşık % 10'una ulaşmıştır (Standart&Poor’s, 2010, 9). Küresel sukuk hacmi, 2008 yılında 90 milyar doları aşmış ve 2010 yılında 200 milyar dolara ulaşması beklenmektedir (Godlewski, Turk-Ariss ve Weill, 2010, 7). İslami finans pazarının diğer bir kilit kısmı da takaful olarak bilinen İslami sigortacılıktır. Küresel takaful varlıkları 2008 yılında % 29 oranında artarak 5,318 milyar dolara yükselmiştir. Küresel takaful varlıklarının 2010 yılında 8,907 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir (Ernst&Young, 2010, 32).

 

Küresel İslami finans varlıklarının, 2007 yılında % 25 artışla 758 milyar dolardan, 2008 yılının sonunda 951 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. İslami finansın 2008 yılında küresel varlıklarının % 74'ünü ticari bankalar, % 10'unu yatırım bankaları, % 10'unu sukuk (İslami tahvil), % 5'ini fonlar ve % 1'ini takaful (İslami Sigortacılık) oluşturmuştur. İslami bankalar sadece birbirleriyle değil aynı zamanda geleneksel finans sağlayan ve bunu özellikle İslam’a önyargıyı kullanan diğer tüm bankalarla da rekabet ediyorlar. Banker’s ın araştırmasına göre İslami bankaların bilanço değeri 2007 yılında % 29 artışla 622 milyar dolardan 2008 yılında 800 milyar dolara yükselmiştir ve bunun 701 milyar doları ticari bankalarda ve geriye kalan 99 milyar doları ise yatırım bankalarındadır (IFLS, 2010, 1). 

 

İslam bankacılığı varlıklarının en fazla olduğu  ülkeler 290,6 milyar dolar ile İran, 127,1 milyar dolar ile Suudi Arabistan, 84,4 milyar dolar ile Malezya ve 83 milyar dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri'dir. Bunları diğer Körfez ülkeleri izlemektedir: Kuveyt, Bahreyn ve Katar. Avrupa ülkeleri içerisinde İngiltere 8., Türkiye 9. sırada yer almaktadır. İslami finansı sağlayan firmaların en fazla olduğu ülkeler, Malezya (37), Bahreyn (34) ve Kuveyt (30)'dir (IFLS, 2010, 1). Tablo 1'de 2007-2008 yılları için İslami Bankacılık, Takaful ve diğer varlık değerleri ülkeler bazında gösterilmiştir.

 

Tablo 1: İslami Bankacılık, Takaful ve Diğer Varlıklar  (Milyar Dolar)

 

 

Ülkeler

Toplam

Toplam

 

Bankalar

 

Takaful

 

Diğerleri

Firma

Sayısı*

2007

2008

İran

235,3

293,2

290,6

2,6

---

23

Suudi Arabistan

92

127,9

127,1

0,8

---

20

Malezya

67,1

86,5

84,4

2,1

---

37

Birleşik Arap Emir.

49,1

84

83

1

---

18

Kuveyt

63,1

67,6

57,4

0,2

10

30

Bahreyn

37,4

46,2

44,2

0,4

1,6

34

Katar

21

27,5

25,3

0,4

1,8

16

İngiltere

18,1

19,4

19,4

---

---

6

Türkiye

15,8

17,8

17,8

---

---

4

Bangladeş

5,7

7,5

7,5

---

---

15

Sudan

5,3

7,2

7

0,2

---

22

Mısır

5,7

6,3

6,3

---

---

3

Pakistan

6,3

5,1

5,1

---

---

18

Ürdün

3,3

4,6

4,5

---

0,1

6

Suriye

0,6

3,8

3,8

---

---

2

Irak

---

3,8

3,8

---

---

1

Endonezya

3,4

3,4

3,2

0,2

---

20

Brunei

2,7

3,2

3,2

---

---

1

Diğerleri

7,2

7,1

6,5

0,4

0,2

26

Toplam

639,1

822,1

800,1

8,3

13,7

302

Kaynak : IFLS,  January 2010, s.2.

 

3.İSLAMİ BANKACILIK İLE İLGİLİ LİTERATÜR ÇALIŞMASI

 

Dünyada, İslami finans sistemi ile ilgili olarak yayımlanmış kitapların yanı sıra İslami bankacılık ile ilgili çalışmaların yayınlandığı birçok dergi bulunmaktadır. Bu dergilerden bazıları, İslami Ekonomik Çalışmalar Dergisi, Kral Abdul Aziz Üniversitesi Dergisi, Ekonomi ve Yönetim Dergisi, İslami Ekonomik İnceleme Dergisi, İslami Bankacılık ve Finans Dergisi ve Uluslararası İslami Finansal Hizmetler Dergisi’dir. Literatürde İslami bankacılık ile ilgili birçok çalışma bulunmaktadır ve literatür taramasında İslami bankacılığı sadece ülke ya da ülkeler boyutunda ele alan ve bu ülke ya da ülkelerdeki performansını değerlendirmek suretiyle gelişimini ele alan çalışmaların bir bölümüne yer verilmiştir. Tablo 2’de İslami bankacılığı ülke(ler) boyutunda inceleyen çalışmalar özetlenmektedir.

 

 

Tablo 2 : İslami Bankacılığı Ülke Performansı Boyutunda Ele Alan Çalışmalar  İle İlgili Literatür Özeti

Yazar(lar)

Çalışmanın Yılı

Çalışmaya Konu Olan Ülke

Çalışmanın Konusu

Madhavi,H.

1995

İran

İslami bankacılığın İran’daki gelişimi ve potansiyeli ele alınmaktadır.

Moin, S.

1996

Pakistan

İslami bankacılık sisteminin Pakistan’daki gelişimi incelenmiştir.

Sarkar, M.A.A.

1999

Bangladeş

Çalışmada İslami bankacılığın Bangladeş’deki performansı ve problemleri ele alınmaktadır.

Abdus S. ve M.K. Hassan

1999

Malezya

Çalışmada 1984-1997 döneminde Malezya’da İslami bankacılığın performansı değerlendirilmektedir.

Khan, M.Y.

2001

Hindistan

İslami bankacılığın Hindistan’daki gelişimi ele alınmaktadır.

Abdel-Hameed M. Bashir

2001

Sekiz Orta Doğu  Ülkesi

Çalışmada 1993-1998 yılları arasında sekiz orta doğu ülkesinde İslami bankaların performansı  değerlendirilmektedir.

Thomas A.T.

2003

Endonezya

Çalışmada İslami bankacılık ve olası etkileri İslami bankacılık açısından önemli bir potansiyel olarak görülen Endonezya örneği ile açıklanmaktadır.

 

4. İSLAMİ BANKACILIK

 

İslami bankalar fonksiyonel olarak geleneksel bankalara benzemektedirler. Bu bankaların ana görevi de geleneksel bankalar gibi finans sektöründe aracılık yapmak, başka bir ifade ile tasarruf sahiplerinin ellerindeki atıl fonları toplayarak bu fonlara ihtiyacı olan tüccar, sanayici ve tüketicilere kullandırmaktır. Ayrıca geleneksel bankalarının yaptıkları diğer bankacılık işlemlerini (akreditif, teminat mektubu, senet ve çek işlemleri, banka ve kredi kartı v.b.) yaparlar. Tablo 3’te İslami ve geleneksel bankacılık sistemleri karşılaştırılmıştır.

 

Tablo 3: İslami ve Geleneksel Bankacılık Sistemlerinin Karşılaştırması

 

 

 

İslami Bankacılık

Geleneksel Bankacılık

Ana İlke

Müşteriler banka ile kâr ve zararı paylaşırlar. Değişken getirili riskin yüksek getirisi vardır.

Müşteriler kaybı paylaşmaz ve bankadan sabit faiz elde eder.

İstikrar

Daha yüksek istikrar derecesi

Daha düşük istikrar derecesi

Faiz

Kâr-zarar hesapları kullanılır. Faiz yasaktır.

Faiz ürünlere dayalıdır.

Kârlılık

Kâr-zarar ortaklığı yönetime katılmaksızın ortak yatırım ya da ortaklığa dayalıdır.

Yüksek kârlılığın neden olduğu daha yüksek faiz oranları yüksek konsantrasyona yol açar. Daha yüksek enflasyon oranları daha yüksek kâr marjlarına yol açar.

Kaynak: Alasrag, H., April 2010, s.57.

 

1970'lere kadar İslami finans sistemi çoğunlukla perakende bankacılık üzerine odaklanmıştır. Toptan bankacılığın ortaya çıkması ve ilişkilendirilmiş ürün yeniliği daha sonraki gelişmelerdir. İslami toptan bankacılık yıllık % 34’lük bir hızda büyüyen İslami finans varlıkların en büyük parçasıdır (Wyman, 2009, 12). Dünyada 300’den fazla faizsiz banka, 75 ülkede faaliyet göstermektedir ve global faizsiz finans endüstrisi hacminin 988 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. İngiltere, son 5 yılda % 23,5 oranında büyüyen ve 777 milyar dolarlık hacime yaklaşan İslami bankacılığın Avrupa’daki faizsiz finans üssü olmuştur (TKBB, 2009a, 28 ve TKBB, 2009b, http://www.tkbb.org.tr). Faizsiz bankacılığın bankacılık sektöründeki payı ülkeler bazında Kuveyt’te % 22, Mısır’da % 17, Malezya’da % 13, Bahreyn’de % 8 ve Türkiye’de % 4’dür (TKBB, 2009b, http://www.tkbb.org.tr).

 

Büyük İslam bankaları içerisinde 43.981 milyon dolarlık varlık toplamı ile Al Rajhi Bank (Suudi Arabistan) ilk sırada yer almaktadır. Suudi Arabistan’dan sonra ilk on içerisinde ikinci, üçüncü, beşinci, altıncı, sekizinci ve dokuzuncu sıralarda İran İslam bankaları yer almaktadır. İran İslam bankalarının, ilk on içerisindeki bankaların toplam varlıklarının yaklaşık olarak % 58’ine sahip olduğu görülmektedir. İlk on içerisindeki bankaların toplam varlıklarının yaklaşık olarak % 15’i Suudi Arabistan, % 14’ü Birleşik Arap Emirlikleri ve % 13’ü Kuveyt bankalarına aittir. Tablo 4’te büyük İslam bankaları toplam varlıklarına göre sıralı olarak gösterilmiştir.

Tablo 4 : Büyük İslam Bankaları

Banka İsmi

Ülkesi

Varlıklar (Milyon Dolar)

2009 Sıralaması

 Al Rajhi Bank

Suudi  Arabistan

43.981

1

 Bank Mellat

İran

39.781

2

 Bank Sederat

İran

39.319

3

 Kuwait Finance House

Kuveyt

38.209

4

 Bank Tejerat

İran

29.885

5

 Bank Sepah

İran

23.625

6

 Dubai İslamic Bank

Birleşik Arap Emirlikleri

23.153

7

 Bank Maskan

İran

17.632

8

 Agricultural Bank

İran

16.675

9

 Abu Dhabi İslamic Bank

Birleşik Arap Emirlikleri

13.944

10

Kaynak : Asian Banker, www.theasianbanker.com , (Erişim Tarihi: 05.07.2010)

 

Küresel finans piyasasının önemli bir parçası olan İslami bankalar doğal olarak küresel finansal sistemden etkilenmiştir. Ancak, İslami bankalar işleyiş yapısındaki farklılıklardan dolayı küresel finansal krizden geleneksel rakiplerine göre daha az etkilenmişlerdir. İslami finans kuruluşları sadece birbirleriyle değil aynı zamanda geleneksel finans sağlayan ve bunu özellikle İslam’a önyargı olarak kullanan diğer tüm bankalarlada rekabet etmektedirler. Tablo 5’te Körfez bölgesindeki (Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn) İslami ve geleneksel bankaların tüm boyutu ve performansı açısından karşılaştırılmasına yer verilmiştir.

Tablo 5: Körfez Bölgesinde İslami ve Geleneksel Bankalar, 2008

 

Geleneksel Bankalar

İslami Bankalar

 Aktifler (Milyon $)

1.135.669.-

232.189.-

 Kârlar (Milyon $)

22.008.-

7.666.-

 Aktif  Büyümesi (2007-08)

16,3%

38,2%

 Kâr Büyümesi (2007-08)

−6,1%

20,1%

 Kârlar / Aktifler

1,9%

3,3%

Kaynak: IDB, April 2010, s.30.

 

Körfez Bölgesi’ndeki geleneksel bankalar 2007 yılında başlayan küresel finansal krizden oldukça etkilenmişlerdir. Tablo 5’ten de görüleceği üzere 2007-08 yıllarında % -6,1 oranında kârları azalan geleneksel bankaların aktifleri % 16,3 oranında büyümüştür. İslami bankalar ise aynı dönemde % 20,1 oranında kâr büyümesi gerçekleştirirken, aktiflerinin % 38,2 oranında arttığı görülmektedir.

 

Faizsiz bankacılığın genel amacı, İslam’ın kabul ettiği ekonomik prensiplere göre ekonomiyi geliştirmektir. Gerek Türkiye’de gerekse dünyada genel ekonomi ve tasarruf sahibi açısından oluşan ekonomik kaybı önlemek için, geleneksel bankalara gitmeyen fonları ekonomiye kazandırmak ve tasarruf sahiplerinin fonlarını güvenle saklamalarına ve değerlendirmelerine yardımcı olmak amacıyla katılım bankaları oluşturulmuştur. Katılım bankalarının amaçları da, İslam bankacılığının amaçları ile önemli ölçüde aynıdır. Katılım bankalarının temel amacı, dini inançları nedeniyle faize karşı olan kesimin döviz, altın, gayrimenkul şeklindeki atıl fonlarını reel ekonomiye kazandırmak ve dini prensipleri ilke edinen mali sistemin oluşumunu sağlamaktır. Katılım bankaları bu yapı ile finans piyasasına yenilik, çeşitlilik ve derinlik kazandırmışlardır  (Özulucan ve Özdemir, 2010, 8-10). 

 

 

5.   TÜRKİYE’DE KATILIM BANKACILIĞI

 

Türkiye’nin bugünkü ismiyle katılım bankacılığı olarak ifade edilen bankacılık modeli ile tanışması, kapalı ekonomiden dışa açık piyasa ekonomisine geçişin yaşandığı 1980’li yıllarda, uluslararası piyasalara uyum sağlama sürecinde olmuştur. 1980’li yıllar Türk mali sistemine derinlik kazandırma, araç ve müesseseler bakımından zenginleşip çeşitlendirme çabalarının arttığı bir dönemdir. Katılım bankaları bu çabaların sonucu olarak, 1985 yılında finansal sistemimize katılan yeni bir finans, bankacılık modelidir (Özulucan ve Deran, 2009, 90).  Katılım Bankacılığı şu şekilde tanımlanabilir: Dini inançları dolayısıyla bankalara yatırılmayarak, yurt içinde ve yurt dışında altın, döviz, bina arsa şeklinde tutulan, hatta yastık altında gömülenmiş şekilde saklanan tasarrufların, üretim sürecine sokulması amacıyla kurulan ve kâr-zarar ortaklığı anlayışıyla faaliyette bulunan kurumlardır (Özulucan ve Özdemir, 2010, 6).  İslam bankalarının, faaliyetlerine olanak sağlanmasının ardındaki temel beklenti, özellikle petrol üreticisi İslam ülkelerinde birikmiş önemli tutardaki fonların, faizsiz ve kâr zarar ortaklığı esasına göre kullanılabilmesi için uygun bir ortam yaratılarak, Türkiye’ye çekilmesidir. Ayrıca, dini inançları nedeniyle faize dayalı sistemlere yönelmeyen ve atıl ya da üretken olmayan alanlarda tutulan yurt içi tasarrufları da ekonomiye kanalize edebilecek bir sistem oluşturmak istenmiştir (Canbaş ve Doğukanlı, 2008, 318). 

 

Bankacılığa benzer şekilde tasarruf sahiplerinden topladıkları fonları, klasik faizli bankacılıktan farklı olarak, faizsiz finansman prensipleri doğrultusunda finansman kullandırma yöntemleriyle değerlendirerek, oluşan kâr veya zararı tasarruf sahipleriyle paylaşan katılım bankaları, bir taraftan atıl fonların ekonomiye kazandırılması suretiyle klasik faizli bankaları tamamlayıcı fonksiyonu uygularken, diğer taraftan ekonomiye kazandırılan fonların klasik faizli bankaların sunmadığı yeni finansal ürünlerle tekrar ekonomide yatırım amaçlı kredilere dönüştürülmesi suretiyle de klasik faizli bankacılığa alternatif bir piyasa geliştirmiştir. Ayrıca, fon kullandırılan sektörlerin hem yatay ve dikey hareketlilik gösterebilecek besleyici özellikte olması, hem de gayri ahlâki, kumar ve alkol gibi üretim birimleriyle finansman ilişkisine girmemeleri ve fon kullandırma yöntemlerinin ekonomiye sağladığı dinamiklik ve krizlere ve spekülatif dalgalanmalara karşı bir direnç geliştirmiştir. Bankacılık sektörünün hizmet yelpazesini genişleterek Türk finans piyasasına çeşitlilik ve derinlik getirilmesine de pozitif katkıları olmuştur (Ulusever, 2009, 1).

 

Türkiye’de ki bankacılık sistemi üç kola ayrılmaktadır. Bunlar aşağıda Şekil 1’de gösterilen “Ticari” ve “Kalkınma ve Yatırım” bankaları ile “Katılım Bankaları”dır. Türkiye’de katılım bankacılığı faaliyetinde bulunan 4 kurum bulunmaktadır. Bunlar aktif büyüklüklerine göre Bank Asya, Türkiye Finans, Kuveyt Türk ve Albaraka Türk’tür (TKBB, 2009a, 22-23). 1 Kasım 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 Sayılı Bankalar Kanunu ile 1983 yılından bu yana “Özel Finans Kurumu” olarak adlandırılan bu kurumların adı “Katılım Bankası” olarak değiştirilmiştir. Türkiye’de 2005 yılında “Katılım Bankaları” adıyla faaliyete geçen bu kurumlar, geleneksel mevduat bankacılığından farklı olarak, cari hesap ve kâr- zarar ortaklığı hesapları yoluyla fon toplamaktadırlar.

 

 

 

 

Şekil 1: Türk Bankacılık Sistemi ve Banka Türleri

 

Kaynak: Polat A., 2009, s.87.

 

Katılım bankacılığının, ülkemizdeki uygulaması, tam anlamıyla İslami bankacılık olarak nitelendirilemez. Çünkü hukuki ve ekonomik anlayışı, İslam anlayışından farklı olan bir sistem içinde faaliyette bulunan katılım bankaları, bu sisteme temelde aykırı düşmemek koşulu ile mevcut yasalar çerçevesinde faizi, fon toplama ve fon kullandırma faaliyetlerinde saf dışı tutmak suretiyle, hemen hemen tüm bankacılık faaliyetlerini yapmaları, yani faiz yerine “kâr-zarar ortaklığı” ilkesini esas almaları, literatürde bu kurumların uyguladıkları bankacılık modelinin “faizsiz bankacılık” olarak isimlendirilmesine de neden olmuştur. Katılım bankalarını, geleneksel bankalardan ayıran en önemli özellik de uygulama biçimlerindeki bu farklılıklardır (Özulucan ve Deran, 2009, 86).

 

Türk finans sektöründe katılım bankacılığının payı 2001 krizi sonrası o zaman ki adıyla özel finans kurumlarında mevduat garantisi olmamasının yarattığı rekabet dezavantajı ile beraber azalmasına rağmen 2003 yılından itibaren artan bir ivme göstermiştir. 2006 yılında özel finans kurumlarının “Katılım Bankaları” adıyla bankacılık sistemine entegrasyonunun sağlanması ile beraber sistemin önündeki dezavantajlar kalmış ve artış ivmesi sürekli bir hale gelmiştir. Katılım bankaları son yıllarda Türkiye ekonomisinde hızla büyümekte ve ekonomiye önemli katkılarda bulunmaktadır. Bu katkılar şunlardır (TKBB, 2009a, 23-27);

 

i. Katılım Bankaları Ekonomiye Taze Kaynak Sağlamaktadır: Katılım bankalarının yeni tasarruf sahiplerini finans sistemine kazandırması, ekonomiye de taze kaynak kazandırması anlamına geliyor. Gerçekten de katılım bankaları, sistemin yapısı gereği faiz kaygısı nedeniyle toplumun bazı kesimlerinin bankacılık sisteminde yer almayarak yastık altında tuttuğu tasarrufların ekonomiye taze kaynak olarak çekmeyi başarmışlardır.

 

ii. Katılım Bankaları Reel Ekonomiye Finansman Sağlamaktadır:  Bir ekonomide faiz oranlarını düşürücü ve aşağıya doğru çekici her eylem ve girişim fonksiyonel olarak ekonomiye olumlu yönde katkıda bulunur. Katılım bankaları, esnek fon toplama yöntemleri ve ticarete dayalı finansman biçimleriyle cari faiz oranlarını aşağıya çekici bir fonksiyon yüklenmektedir. Bu ise ekonomide yatırımların hacminin artmasına yol açarak, üretilen mal ve hizmetlerin değerini, yani milli geliri büyütmektedir.

 

iii. Katılım Bankaları KOBİ’lerin Finansmanıyla Ekonomiye Katkı Sağlamaktadır: KOBİ’ler, yani Küçük ve Orta Boy işletmeler, gerek yatırım ve üretim, gerek ihracat, gerekse istihdam bakımından Türk ekonomisinin bel kemiğini oluşturmaktadırlar. Türkiye’de işletmelerin % 98’i KOBİ niteliğinde kurumlardır ve bu kurumlar istihdamın % 76,7’sini gerçekleştirmektedirler. Katılım bankaları mevduat bankaları ile birlikte mali sistemden yeterince pay alamayan küçük ve orta ölçekli işletmelere yani KOBİ’lere üretim ve yatırım faaliyetlerinde finansman desteği sağlamaktadır.

 

 

5.1.KATILIM BANKALARININ GELİŞİMİ : 2003-2009 YILLARI ANALİZİ

 

Türk bankacılık sektöründe yer alan üç banka türünden biri olan ve faizsiz bankalar olarak bilinen katılım bankaları, Türk bankacılık sektörü içerisinde büyük bir paya sahip olmamasına rağmen, hemen her yıl istikrarlı olarak gelişim gösterdiği göz önünde bulundurulduğunda, bankacılık sektörü içerisindeki ağırlığının ileriki yıllarda artırması muhtemeldir.  Bu amaçla çalışmada, katılım bankalarının aktif toplamı, toplanan fon büyüklüğü, toplanan fonda TP-YP payı, toplanan fonların kullandırılma nispeti, özkaynaklar, özkaynak kârlılığı, sermaye yeterliliği, şube ve personel sayısı gibi belirlenmiş kriterlerinin 2003-2009 yılları arasındaki gelişimi ele alınacaktır.

 

Grafik 1’de 2003-2009 yılları arasında Katılım bankalarının aktif toplamı ve Türk finans sektörü içerisindeki payları gösterilmiştir. 2003 yılında 5.113 milyon TL olan aktif toplamı 2009 yılında 33.627 milyon TL’ye ulaşmıştır. Katılım bankalarının aktif toplamının Türk bankacılık sektörü içerisindeki payının 2003 yılında % 2,01’den, 2008 yılında % 3,52’ye ve 2009 yılında % 4,03’e ulaştığı görülmektedir.

 

 

Grafik 1: Katılım Bankalarının Aktif Toplamı (Milyon TL)

 

,

 

Kaynak: TKBB, www.tkbb.org.tr , (Erişim Tarihi: 15.06.2010)

 

 

Katılım Bankalarının toplanan fon büyüklüğü rakamsal verilere dayanarak Grafik 2’de gösterilmiştir. Katılım bankalarınca toplanan fonlar 2003 yılında 4.111 milyon TL iken 2009 yılında 26.840 milyon TL’ye ulaşmıştır. Katılım bankalarınca toplanan fonların Türk bankacılık sektörü içerisindeki payının 2003 yılında % 2,49’dan, 2008 yılında % 4,06’ya ve 2009 yılında % 5,22’ye ulaştığı görülmektedir.

 

Grafik 2: Katılım Bankalarında Toplanan Fon Büyüklüğü (Milyon TL)

 

 

Kaynak: TKBB, www.tkbb.org.tr , (Erişim Tarihi: 15.06.2010)

 

Katılım bankalarında toplanan fonlarda Türk parası ve yabancı para payını gösteren Grafik 3’te de görüleceği üzere, 2003 yılında katılım bankalarında toplanan fonların % 72’si yabancı paradan, % 28’i ise Türk parasından oluşmakta iken, yıllar itibariyle toplumun TL’ye güveninin artmasıyla beraber 2007 yılından itibaren YP’nin toplam içindeki payı azalmaya başlamıştır. 2009 yılında toplanan fonların % 63’ü Türk parasından oluşmakta iken yabancı paranın oranı % 37’dir.

 

Grafik 3: Katılım Bankalarında Toplanan Fonda TP-YP Payı (%)

 

Kaynak: TKBB, www.tkbb.org.tr , (Erişim Tarihi: 15.09.2010)

 

Katılım bankalarında toplanan fonların kullandırılma nispetini bankacılık sektörü ile karşılaştırmalı olarak gösteren Grafik 4’te de görüleceği üzere katılım bankaları 2003 yılından 2008 yılına kadar topladıkları fonları artan bir yüzdeyle kullandırmışlardır. 2003 yılında % 73 olan bu oran 2009 yılı için % 93 olarak gerçekleşmiştir.

Grafik 4: Katılım Bankalarında Toplanan Fonların Kullandırılma Nispeti  (%)

 

 

Kaynak: TKBB, www.tkbb.org.tr , (Erişim Tarihi: 15.09.2010)

 

Katılım bankalarının kullandırılan fon büyüklüğü piyasa için önemli bir göstergedir. Grafik 5’te 2003-2009 verilerine bakarak artışın % 830 olduğunu görmek mümkündür. Katılım bankalarınca kullandırılan fon büyüklüğü 2003 yılında 3.001 milyon TL iken 2009 yılında 24.899 milyon TL’ye ulaşmıştır. Katılım bankalarınca kullandırılan fonların Türk bankacılık sektörü içerisindeki payının 2003 yılında % 4,16’dan, 2008 yılında % 5,13’e ve 2009 yılında % 5,95’e ulaştığı görülmektedir.

 

 

Grafik 5: Katılım Bankalarında Kullandırılan Fon Büyüklüğü (Milyon TL)

 

Kaynak: TKBB, www.tkbb.org.tr , (Erişim Tarihi: 15.06.2010)

 

Grafik 6’da Katılım bankalarının özkaynaklarının gelişimi 2003-2009 yılları için gösterilmiştir. Katılım bankalarının özkaynakları 2003 yılında 700 milyon TL iken 2009 yılında 4.423 milyon TL’ye ulaşmıştır. Katılım bankalarının özkaynaklarının Türk bankacılık sektörü içerisindeki payının 2003 yılında % 1,93’den, 2008 yılında % 4,31’e ve 2009 yılında azalarak %3,99’a düştüğü görülmektedir. Sektördeki pay artışlarının 2003-2009 yılları arasında % 206 oranında artış göstermesi Katılım bankalarının özkaynaklarının sağlamlaştığının göstergesidir. 

 

Grafik 6: Katılım Bankalarının Özkaynakları (Milyon TL)

 

Kaynak : TKBB, www.tkbb.org.tr , (Erişim Tarihi: 15.06.2010)

 

 

 Katılım bankalarının özkaynak kârlılığı ve sermaye yeterlilik oranını gösteren grafik 7’ye göre özkaynak kârlılığı 2005 yılında % 36,9 iken bu oran 2009 yılı için % 19 olarak gerçekleşmiştir. 2009 yılı Haziran ayı itibariyle Türk bankacılık sektöründe % 19 düzeyinde olan sermaye yeterlilik oranı katılım bankalarında bu oranın daha altında seyretmektedir ve 2005 yılında % 12,5 düzeyinden 2009 yılı sonu itibariyle % 15,3 seviyesine çıkmıştır.

 

 

Grafik 7: Katılım Bankalarının Özkaynak Kârlılığı ve SYO (%)

 

Kaynak : TKBB, www.tkbb.org.tr , (Erişim Tarihi: 15.09.2010)

 

Bankacılık alanında şube ve sektördeki personel sayısı dikkat edilmesi gereken göstergelerden biridir. Katılım Bankalarının şube ve personel verileri grafik 8’de ele alınmıştır. 2003-2009 yılları arasında katılım bankalarına ait şube sayısı  % 298, personel sayısı ise % 335 oranında artış göstermiştir. Katılım bankaları, 2009 yılı sonunda 560 şube ve 11.802 personel ile faaliyet göstermektedir.

 

Grafik 8: Katılım Bankalarının Şube ve Sektördeki Personel Sayısı

 

Kaynak: TKBB, www.tkbb.org.tr , (Erişim Tarihi: 15.06.2010)

 

 

6.SONUÇ

 

Dünyada ilk olarak 1970’li yıllarda uygulanmaya başlanan İslami bankacılık, günümüzde hızlı bir şekilde büyüyerek 300’den fazla faizsiz banka ile 75 ülkede faaliyet göstermekte, ulaştığı 777 milyar dolarlık varlık büyüklüğü ile küresel finansal sistemin en önemli bölümlerinden birisi haline gelmiştir. 1975 yılında İslam Kalkınma Bankası ve Dubai İslam Bankası’nın kurulmasıyla İslami bankacılık uygulamaları 35 yıllık süreçte hızlı bir şekilde ilerlemiştir. Ancak küresel finans piyasasının önemli bir parçası olan İslami bankalar doğal olarak 2008 küresel finansal krizinden etkilenmişlerdir. İslami bankalar işleyiş yapısındaki farklılıklardan dolayı küresel finansal krizden geleneksel rakiplerine göre daha az etkilendiklerini söyleyebiliriz. İslami finans kuruluşlarının küresel finansal krizden daha az hasarla çıkması, İslami finans sisteminin hâlihazırdaki kapitalist finans sistemine alternatif olup olmayacağı tartışmaları da gündeme getirmiştir. Küresel finans piyasasındaki % 1'lik payıyla İslami finans sisteminin kısa dönemde mevcut sisteme alternatif olmasının mümkün olmadığı görülmektedir.

 

Bankalar, Türk finans sektörünün temel taşlarıdır. Türk finans sektöründeki aktiflerin yaklaşık % 90’ını bankalar oluşturmaktadır. 2010 yılı Mart ayı itibariyle Türk finans sektöründe 49 banka faaliyet göstermektedir ve bunun 4 tanesini katılım bankaları oluşturmaktadır. 2000 yılı sonrası Türk finans sektöründe yaşanan gelişmeler ve 2001 krizi ile Türk bankacılık sektöründe banka ve personel sayılarında gerilemeler olmuş, bankacılık sektörünün elinde bulunan aktifler önemli ölçüde azalmıştır. 2001 krizi sonrası uygulanan istikrar politikaları ve yapılan düzenlemeler ile beraber Türk bankacılık sektörünün günümüzde güçlü bir yapıya kavuştuğunu söyleyebiliriz. 2009 yılı Haziran ayı itibariyle Türk bankacılık sektörünün aktif toplamının % 94’ünü oluşturan mevduat bankalarının ardından % 4’lük paya sahip olan katılım bankaları gelmektedir. Katılım bankaları çeşitli nedenlerle ekonomi dışında kalmış atıl fonların farklı ürünler aracılığıyla, reel sektöre kanalize edilmesi suretiyle ülke ekonomisinin gelişimine önemli katkılar sunmaktadır. 2006 yılında özel finans kurumlarının “Katılım Bankaları” adıyla bankacılık sistemine entegrasyonunun sağlanması ve bu kurumların mevduat garantisi kapsamına alınmayışının yarattığı rekabet dezavantajı gibi hususların ortadan kaldırılması ile beraber katılım bankalarının artış ivmesi sürekli bir hale gelmiştir.

 

Katılım bankaları son yıllarda hızla büyümekte ve ekonomiye önemli katkılarda bulunmaktadır. Katılım bankalarının 2003-2009 yılı performansına bakıldığında, 2003 yılı sonunda 5.113 milyon TL olan aktif büyüklüğünün 2009 yılı sonunda yaklaşık olarak % 600 oranında artarak 33.627 milyon TL’ye ulaştığı görülmektedir. 2009 yılı sonunda ulaşılan bu rakam ile 2003 yılında aktif büyüklüğünde bankacılık sektöründe % 2,01 paya sahip olan katılım bankalarının payı % 4,03’e ulaşmıştır. Katılım bankalarının 2003 yılı sonunda 188 olan şube sayısı 2009 yılı sonunda yaklaşık % 200’lük bir artışla 560’a ulaşmıştır. Şube sayısındaki artışa paralel olarak 2003 yılında 3.250 olan personel sayısı 2009 yılı sonunda 11.802’ye ulaşmıştır. Katılım bankaları 2009 yılı sonunda topladıkları 26.840 milyon TL’lik fon ile Türk bankacılık sektöründe % 5,22’lik bir paya sahip sahiptir. Katılım bankalarının özkaynakları 2003 yılı sonunda 700 milyon TL iken 2009 yılı sonunda % 500’ün üzerinde bir artışla 4.423 milyon TL’ye ulaşmıştır. Özetle 2001 yılında Türk bankacılık sektöründe % 1’lik paya sahip olan katılım bankaları 2009 yılı Haziran ayı itibariyle bankacılık sektörü bilanço büyüklüğü açısından % 4’ünü, kredi ve mevduat büyüklüğü açısından ise % 5’ini oluşturmaktadır. Katılım bankalarının Türkiye'de sergiledikleri performansın olumlu ancak mevcut potansiyelin altında olduğu görülmektedir. Bu noktada, yıllara göre Türk bankacılık sisteminde artan bir paya sahip olan katılım bankaları açısından yeni finansal ürünlerin oluşturulması ve bu ürünlerin kullanılmaya başlanmasının bir zorunluluk haline geldiğini söyleyebiliriz.  

 



Kaynakça
Abdus, S. ve Hassan, M.K. (1999), “The performance of Malaysian Islamic Banking during 1984-1997: An Exploratory Study”, International Journal of Islamic Financial Services, 1999.

Akbulak Y.ve Akbulak S. (2005), Türkiye’de Reel ve Mali Sektör, Beta Yayınevi.

Alasrag, H., (2010), “Global Financial Crisis and Islamic Financial System”, MPRA Paper No. 22167, April 2010.

Altaş, G. (2008), “İslami Finans Sistemi”, Sermaye Piyasasında Gündem, TSPAKB,  Sayı 69, Mayıs 2008.

Asian Banker (2010) , www.theasianbanker.com , (Erişim Tarihi: 05.07.2010)

Bashir, A.M. (2001),  “Assessing the Performance of Islamic Banks: Some Evidence from the Middle East”, American Economic Association Annual Meeting, 2001.

Canbaş, S. ve Doğukanlı H (2009), Finansal Pazarlar, Finansal Kurumlar ve Sermaye Pazarı Analizleri, Karahan Kitabevi.

Ernst&Young (2010),“The World Takaful Report 2010”

Godlewski,C.J., Turk-Ariss, R. ve Weill, L. (2010), “Are Sukuk Really Special? Evidence from the Malaysian Stock Exchange”, March 3, 2010.

IDB (2010), Islamic Finance and Global Financial Stability, April 2010.

IFLS (2010), “Islamic Finance 2010”, IFLS Research, January 2010.

Khan, M.Y. (2001), “Banking Regulations and Islamic Banks in India: Status and Issues”, International Journal of Islamic Financial Services, 2001.

Madhavi, H. (1995), “Islamic Banking in Iran”, Encyclopaedia of Islamic Banking and Insurance, 1995.

Moin, S. (1996), “Islamic Banking System in Pakistan”, Journal of Islamic Banking Finance, 1996.

Musa, H ve  Obadi S.M. (2009), “Islamıc Fınancıal Systems”, Studia Universitatis "Vasile Goldiş" Arad Economic Sciences,  Issue: 11 / 2009.

Özulucan, A. ve Özdemir, F.S. (2010), Katılım Bankacılığı (Muhasebe Organizasyonu, Uygulamalar, Finansal Tablolar& Bağımsız Tablolar), Türkmen Kitabevi, 2010.

Özulucan A. ve Deran A. (2009), “Katılım Bankacılığı ile Geleneksel Bankaların Bankacılık Hizmetleri ve Muhasebe Uygulamaları Açısından Karsılaştırılması”, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl: 2009,  Cilt: 6,  Sayı: 11.

Polat A.,  (2009), “Finansal Yenilik ve Açılımları ile Katılım Bankacılığı”, Türkiye Katılım Bankaları Birliği  (TKBB), Yayın No:1, İstanbul 2009.

Sarkar, M.A.A. (1999), “Islamic Banking in Bangşadesh : Performance, Problems, Prospects” , International Journal of Islamic Financial Services, Vol 1,No:3, 1999.

Standart&Poor’s (2010), “İslamic Finance Outlook 2010”, 2010.

Timberg, T.A. (2003), “Islamic Banking and Its Potential Impact”, Nathan Associates, 2003.

TKBB (2009a), Katılım Bankaları 2008.

TKBB (2009b), Global, Faizsiz Finans Endüstrisi Hacmi, http://www.tkbb.org.tr , (Erişim Tarihi: 10.06.2010).

TKBB (2010), Türk Finans Sisteminde Katılım Bankaları, 2010, http://www.tkbb.org.tr/index.php?option=com_doqment&cid=4&Itemid=105 (Erişim Tarihi: 15.06.2010).

Tok, A. (2009), İslami Finans Sistemi Çerçevesinde Sukuk (İslami Tahvil) Uygulamaları, Katılım Bankaları ve Türkiye Açısından Değerlendirmeler, Uzmanlık Tezi, SPK, 2009.
Wyman, O. (2009), “The Nerxt Chapter in İslamic Finance”, 2009.
Ulusever T. (2009), “Katılım Bankacılığının Türk Finans Sektörüne Getirdiği Yenilikler ve Açılımlar”, Uluslararası 7. Bilgi, Ekonomi ve Yönetim Kongresi Bildiriler Kitabı, 2009.