Kapat (x)

Değerli Yazarlarımız ve Ziyaretçilerimiz,

Ocak 1998 yılından bu yana Türkiye' nin İLK Hakemli İnternet Dergisi olan Mevzuat Dergisi yıllardır sayısız akademik araştırmaya ve makaleye yer vererek Türkiye' de bilimin gelişmesinde önemli katkılar sağlamıştır. Takipçilerinin de bildiği gibi Mevzuat Dergisi bir süredir gayrifaal duruma düşmüş olup son sayısını Haziran 2013 tarihinde çıkartmıştır. Başar Mevzuat olarak yol açmış olduğumuz elektronik yayıncılık günümüzde ülkemizde önemli noktalara gelmiş olup Mevzuat Dergisi bu yönden misyonunu tamamlamıştır.

Mevzuat Dergisi 31.10.2017 tarihine kadar sadece dergi yazarlarımızın yazdıkları makalelerine erişebilmesi ve gerekli yedeklerini alabilmesi amacıyla yayında kalacak olup bu tarihten sonra yayın hayatını sonlandıracaktır.

Bu gune kadar bize gostermis oldugunuz ilgi icin tesekkur ederiz.

Mevzuat Dergisi - Iletisim: info@mevzuatdergisi.com

 

 YIL: 10

SAYI: 111

MART   2007

 

 

önceki

yazdır

 

 

  Yrd. Doç. Mustafa CAN

 

  

TÜRK TİCARET KANUNU TASARISINA GÖRE TİCARET UNVANI


GİRİŞ

Adalet Bakanlığı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilen, Ticaret Kanunu Tasarısı yeni bir anlayışın ürünü olarak, bir çok değişikliği içermektedir. Bu yenilikler özellikle Ülkemizin, dünya ticaret sistemine entegre olması amacına yönelik değişiklikleri içermektedir. Bu değişikliklerden biriside ticaret unvanına yöneliktir.

6762 sayılı Kanun, ticaret unvanının tecavüze uğraması halinde açılabilecek davalar, talep edilebilecek tazminatlar ve zamanaşımı yönünden eksiklikler içermektedir. Uygulama açısından bu konularda ciddi sorunlarla karşılaşılmaktadır. Tasarının konuya ilişkin olarak getirmiş olduğu düzenlemeler, bu sorunların çözümüne yöneliktir. Ayrıca getirilen yeni düzenlemelerle, fikri mülkiyete ilişkin kanun hükmünde kararnamelere de uyum sağlanmıştır.

Yapmış olduğum bu çalışmada, Tasarının ticaret unvanı ile ilgili düzenlemelerine, doktrin ve Yargıtay kararları ışığında incelemeye çalıştım.

I. TİCARET UNVANI

Ticaret unvanı[1], ticari işletme sahibini diğer işletme sahiplerinden ayırmaya yarayan addır. Bir başka deyişle, ticaret unvanı işletmeyi şahsileştirmekte ve işletmenin diğer işletmelerden ayırt edilmesini amaçlamaktadır[2]. Ticaret unvanı, ticari işletme ile müşterileri arasında sıkı bir bağın kurulmasını temin etmektedir[3].

A. Kullanma Zorunluluğu

Tasarı m.39 düzenlemesine göre, her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senet ve diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır.Tescil olunan ticaret unvanının, ticari işletmenin giriş cephesinin herkes tarafından kolayca görülebilecek bir yerine, okunaklı bir şekilde yazılması zorunludur. Ayrıca tacirin kullandığı işletmeyle ilgili belgelerinde, sicil numarası, ticaret unvanı, merkezi, tacir sermaye şirketi ise sermaye miktarı ve ayrıca internet sitesi adresi[4] ve numarası da gösterilir.

Tasarı m. 39, 6762 sayılı Kanunun 41. maddesine karşılık gelmektedir. Maddeye ilave olarak, Avrupa Topluluğu’nun şirketler hukukuna ilişkin 68/151/AET sayılı Birinci yönergesinden esinlenerek şeffaflığın sağlanması amaçlanmıştır[5]. Tasarı m.39’da belirtilen hususlar, söz konusu belgelere yazılması gerekenler bakımından kanuni asgariyi göstermektedir[6]. Tasarı m.39/II’de internet sitesi numarasından söz edilmiştir.  Burada ifade edilmek istenen, Tasarı m.1524’de yer alan bilgi toplumu hizmetlerine yani yönlendirilmiş mesajların konulduğu bölüme özgü sicile kaydı üzerine sicil tarafından verilecek kayıt numarasıdır[7]. Böylelikle bilgi toplumu hizmetleri içeriği bu numara ile kolaylıkla tanımlanabilecektir. İnternet sayfalarına ulaşmak isteyen kullanıcılar, alan adını(domain name) girmek durumundadırlar. Alan adı ticari işletmenin gayri maddi unsuru haline gelmiştir[8].

Ticaret unvanı, tacirin, ticari işletmesine ilişkin işlemler yaparken ve bu işlemlerle ilgili senet ve diğer evrakı imzalarken kullandığı addır[9]. Bir başka deyişle, ticaret unvanı, gerçek veya tüzel kişiyi, ticari işletmenin sahibi olarak belirtir. Ticaret unvanı, ticari işletmenin zorunlu bir unsuru olup, işletmeden ayrı olarak devir edilemez(Tasarı m.49).

Ticaret unvanı ile ilgili olarak bazı sistemler öngörülmüştür. Bunlar[10]; serbesti sistemi, gerçeklik sistemi ve karma sistemdir. Serbestlik sistemi, gerçek veya tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarını serbestçe seçmeleri demektir. İngiliz ve ABD hukuk sisteminde geçerlidir. Gerçeklik sisteminde ise, tacirler unvanlarında ancak kendi gerçek adlarını gösterebilirler. Fransa hukuk sisteminde geçerlidir. Karma sisteminde ise, diğer iki sistemin esasları kabul edilmiştir. Türk hukukunda geçerli olan sistem budur[11].

B. Tescil

Tasarı m.40 düzenlemesinde, ticaret unvanının tescil edilmesine ilişkin bilgiler yer almaktadır. Tasarı m.40, 6762 sayılı Kanunun 42. maddesine karşılık gelmektedir. Tasrıda, yürürlükte olup olmadığı doktrinde tartışmalı olan, 6762 sayılı Kanunun 42/V. maddesine tasarıda yer vermemiştir[12].

Tasarı m.40/I düzenlemesine göre, her tacir[13], ticari işletmenin açıldığı günden itibaren onbeş gün içinde, ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirir[14].

Tasarının ikinci fıkrası, imzanın sicil müdürüne sunulması ile ilgili olup, gerçek kişi tacir ve tüzel kişi tacir ayrımı yaparak açıklamak icap eder. Gerçek kişi tacir, tescil dilekçesi ile birlikte notere tasdik ettirilmiş unvanlarını ve unvanlar altına atacakları imzayı sicil müdürlerine verirler. Tüzel kişi tacirler ise, unvanla birlikte onun adına imzaya yetkili kimselerin imzaları da notere onaylattırılarak, sicil müdürüne verirler[15].

Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri[16] de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunur[17]. Ticaret unvanına ve imza örneklerine ilişkin yukarıdaki fıkraların hükümleri bu işletmelere uygulanır. Kanunda aksi düzenlenmedikçe, merkezin bağlı olduğu sicile geçirilen kayıtlar şubenin bağlı bulunduğu sicile de tescil olunur[18]. Ancak bu hususta şubenin bulunduğu yer sicil müdürünün ayrı bir inceleme zorunluluğu yoktur.

Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur[19]. Bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır. Ticari işletmenin birden çok şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur.    

II. TİCARET UNVANININ ŞEKLİ

Ticaret unvanının ne şekilde oluşacağına ilişkin hükümler Tasarı 41-49 maddeleri arasında düzenlenmiş bulunmaktadır.

A. Gerçek Kişiler 

Tasarı m.41, 6762 sayılı Kanunun 43/I. maddesinin tekrarından ibarettir. 6762 sayılı Kanunun 43. maddesinin, gerçek ve tüzel kişilerin ticaret unvanlarının korunmasında, gerçek kişi unvanları aleyhine farklılık oluşturur konuma girmiştir. Gerçek kişi unvanlarının da sadece tescil edildikleri sicil dairesinde bilindikleri anlayışı bugünkü teknolojik ilerlemeler, özellikle elektronik ortamın imkanları karşısında terk edilmesi gerekir. Bu sebeple gerçek kişi unvanlarının da Türkiye çapında korunması gerekliliği ortaya çıkmıştır[20].

Tasarı m.41’e göre, gerçek kişi olan tacirin ticaret unvanı, çekirdek olarak tarif edilen ad ve soyadın aynen yazılmasından[21] ve 43. maddede düzenlenen ek veya eklerden oluşur. Bir tacirin aynı sicil müdürlüğünün sınırları içerisinde başka ticari işletmeleri de olabilir. Bu işletmelerin ayrımı için ek ya da ekler yapılarak ticaret unvanı kullanılır[22]. Buna göre, gerçek kişi tacirin ticaret unvanı, kısaltılmadan yazılamalıdır. Örneğin, Recep Can gibi, R.Can şeklinde olamaz.

Ticari işletmenin adi şirket aracılığıyla işletilmesi halinde, ticaret unvanına birden fazla gerçek kişinin ad ve soyadı konulamaz[23]. Dolayısıyla, ayrı ayrı tacir sayılan(Tasarı m.12/I) ortakların her birinin kendi ad ve soyadından oluşan bir ticaret alarak sicile tescil ettirmek zorunda oldukları söylenebilir[24]. Örneğin, ticari işletme işleten adi şirket ortağı Recep Can, “Recep Can ve Ortakları” şeklinde bir ticaret unvanı alabilir[25]

B. Tüzel Kişiler

a. Kollektif  Ve Komandit Şirketler

Tasarı m.42, 6762 sayılı Kanunun 44. maddesinin tekrarından ibarettir. Kollektif ve komandit şirketin ticaret unvanı, bütün ortakların veya hiç olmazsa ortaklardan birinin adı ve soyadı ile şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi içerir. Örneğin, Recep Can Kollektif Şirketi veya Recep Can ve Ortakları Kollektif Şirketi gibi. Bazı hallerde ünvana zorunlu ekler konulması söz konusu olabilir[26]. Aynı sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan unvanlardan ayırt etmek üzere unvana yapılan ekler bu şekildedir. İhtiyari olarak da yasaklara aykırı olmamak kaydıyla, ticaret unvanına eklemeler yapılabilir[27].

Adi veya sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin ticaret unvanı, komandite ortaklardan hiç olmazsa birinin ad ve soyadı ile ortaklığı ve türünü gösterecek sözcüklerden oluşur. Bu şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer ortakların ad ve soyadları veya ticaret unvanları bulunamaz. Örneğin, doğru olan unvan Recep Can ve Ortakları Komandit Şirketi şeklinde olmalıdır.

b. Anonim, Limited Ve Kooperatif Şirketler

Tasarı m.43, 6762 sayılı Kanunun 45. maddesinden aynen alınmıştır. Sadece mevcut metindeki “rumuz” kelimesi yerine “baş harflerle” ibaresi konulmuştur: ”A.Ş” gibi. Buna karşılık “kısaltma”nın anlamı farklıdır. “A.Ş.” baş harflerle anonim şirketi ifade eder. “Anom. Şir.”, “Ltd. Şrkt” ise kısaltmadır.

Limited, anonim ve kooperatif şirketler[28] işletme konusunu mesela, ihracat ve ithalat gibi, Tasarı 46. madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe belirleyebilirler. Örneğin, Petro-kimya Sanayi Anonim Şirketi veya Tekstil ve Ticaret Limited Şirketi[29] unvanları gibi. Holding veya yatırım ortaklığı niteliğini haiz olan anonim şirketlerde, holding veya yatırım ortaklığı sözcüğüne de yer vermek gereklidir[30]. Bunlara ilaveten, ticaret unvanlarında anonim şirket[31], limited şirket ve kooperatif şirket kelimelerine de yer verilmesi şarttır. Bunların ticaret unvanlarında, gerçek bir kişinin ad veya soyadı bulunduğu takdirde, şirket türünü gösteren ibareler, kısaltılarak ya da rumuzla yazılamaz[32]. Örneğin, “Recep Can İnşaat A.Ş”  şeklinde yazılamaz[33], ancak “Recep Can İnşaat Anonim Şirketi” yazılabilir. Aynı durum limited şirketler için de geçerlidir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılan İç Ticaret: 1995/1 sayılı Tebliği’ne göre, limited ve anonim şirket ticaret unvanlarının ve unvanda yer alan eklerin Türkçe olması gerekir[34].

c. Tacir Sayılan Diğer Tüzel Kişiler Ve Donatma İştiraki

Tasarı m.44, 6762 sayılı Kanunun 46. maddesine karşılık gelmektedir. Tasarının birinci fıkrasında, ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret unvanları, adlarının aynısıdır. Dernekler ve vakıflar amaçlarına ulaşmak için ticari işletme kurabilirler. Böyle bir durumda dernekler ve vakıflar tacir sayılırlar. Bu halde derneğin veya vakfın ticaret unvanları kendi adlarının aynısıdır[35]. Kamuya yararlı derneklerin işletmiş oldukları ticari işletmelerin ister tüzel kişiliği olsun, ister olmasın, ticaret unvanları derneğin adı ile işletme konusunu oluşturan sözcüklerden meydana gelir[36]. Bu dernekler ticari işletme işletseler dahi tacir sayılmazlar (Tasarı.m.16/II). Kamu tüzel kişilerince kurulan ve tüzel kişiliği bulunsun veya bulunmasın ticari işletmelerin ticaret unvanları, adlarının aynıdır[37].  Donatma iştirakinin ticaret unvanı, müşterek donatanlardan hiç olmazsa birinin adı ve soyadı veya deniz ticaretinde kullanılan geminin adını[38] içerir. Bu halde, soyadlar ve gemi adları kısaltılmaz. Donatma iştiraki ibaresi, ticaret unvanında yer alır[39].  

C. Ortak hükümler

Tasarı m.45, 6762 sayılı Kanunun 47. maddesine karşılık gelmekte olup, kanunun birinci fıkrasına tasarıda yer verilmemiştir. İkinci fıkrada yer alan “hükmi şahsın” ibaresine de yer verilmemiştir. Buna göre, bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde[40] daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılabilir[41].

D. Ekler

Tasarı m.46, 6762 sayılı Kanunun 48. maddesine karşılık gelmektedir. Tasarı içerik olarak bir değişikliğe gitmemiştir. Ancak dil sadeleştirilmiş ve bazı ilaveler yapılmıştır. Bu madde gereğince yapılacak eklerin yabancı bir veya birkaç kelime olmasına engel oluşturan herhangi bir hükme tasarıda yer verilmemiştir[42]. Yabancı kelime kullanılması diğer haklı sebepler yanı sıra yabancı ana şirket ile yavru şirket arasındaki ilişkinin kurulması ve turizm sektöründe tanıtım yönünden gereklilik arz eder.

Tasarı m.46 düzenlemesinde, ticaret unvanında yer alacak eklerin ne şekilde olması gerektiği hususuna yer verilmiştir. Buna göre, tacirin kimliği, işletmenin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin  özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayali adlardan ibaret ekler yapılabilir[43]. Bu kural, yeni alınacak unvanlar için olmakla beraber, unvanların değişmesi halinde de söz konusu olur.

Tasarı m.46/II düzenlemesine göre, tek başlarına ticaret yapan gerçek kişiler ticaret unvanlarına bir şirketin var olduğu izlenimini uyandıracak ekler yapamazlar[44]. Ayrıca “Türk”, “Türkiye”, “Cumhuriyet” ve “Milli” kelimeleri bir ticaret unvanına ancak Bakanlar Kurulu kararıyla konulabilir(Tasarı.m.46/III)[45].

E. Ticaret Unvanının Devamı

Tasarı m.47, 6762 sayılı Kanunun 49. maddesinin tekrarından ibarettir. Tasarı m.47/I düzenlemesine göre, ticari işletme sahibinin veya bir ortağın ticaret unvanında yer alan adı kanunen değişir veya yetkili makamlar tarafından değiştirilirse unvan olduğu gibi kalabilir. Ticaret unvanlarında geçerli olan gerçeklik ilkesinin katı bir biçimde uygulanması, ticaret unvanını oluşturan unsurların değişikliğe uğraması halinde ticaret unvanının değiştirilmemesi gerekir. Tasarı m.47 düzenlemesi, gerçeklik ilkesine ilişkin bir istisna getirerek bu tür durumlarda unvanın değiştirilmemesine imkan tanınmıştır[46].

Tasarı m.47/II düzenlemesine göre, kollektif veya komandit şirkete yahut donatma iştirakine yeni ortakların girmesi halinde ticaret unvanı değiştirilmeksizin olduğu gibi kalabilir. Bu ortaklıklardan birinin ticaret unvanına adı dahil olan bir ortağın ölümü üzerine mirasçıları onun yerine geçerek ortaklığın devamını kabul eder veya şirkete girmekle beraber bu hususta izinlerini yazılı biçimde bildirirlerse, ortaklık unvanı olduğu gibi kalabilir[47]. Ortaklıktan ayrılan bir ortağın adı da yazılı izni alınmak koşuluyla ortaklık unvanında kalabilir. Unvanın miras yolu ile mirasçılara geçip geçemeyeceği hususunda Tasarıda bir hüküm bulunmamaktadır. Ticaret unvanı işletme ile birlikte devir edilmesi durumunda, devir alanın ticaret unvanını aynen kullanması mümkün olduğundan, miras halinde de unvanın mirasçılara geçtiğinin kabulü gerekir[48].

 

F. Şubeler

Tasarı m. 48, 6762 sayılı Kanunun 50. maddesinin tekrarından ibarettir. Tasarı m.48 düzenlemesinde, ticari işletmelerin şubeleri düzenlenmiş bulunmaktadır. Tasarıda şubenin tarifi yapılmamıştır. 5590 sayılı Kanunun 9/III. maddesine göre, bir merkeze bağlı olduğu halde, müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi olmadığı halde, kendi başına ticari muamele yapan yerler, olarak tanımlanmıştır[49]. 4389 sayılı Bankalar Kanununun 2. maddesine göre, bankaların elektronik işlem cihazlarından ibaret birimleri hariç, şube, ajans ve mevduat kabulü veya diğer bankacılık işlemleriyle uğraşan sabit ya da seyyar büroları gibi, her türlü yerel kurumlarıdır.

Anonim şirketlerin şube veya şubeler açabilmesi için yönetim kurulu veya genel kurul kararı olması gerekir[50].

Merkezi Türkiye’de bulunan kişi işletmeleri ile ortaklık işletmelerinin şubeleri varsa, bu şubeler bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir[51]. Ayrıca, şube adına imzaya yetkili olan kişilerin imzaları[52], ticaret unvanının altına yazılmak suretiyle noterde onaylattırılır. Merkezi yurt dışında bulunan bir ticari işletmenin Türkiye’de şubesi varsa, bu şube de yerli ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur. Ancak bu şubeler ticaret unvanlarını kendi kanuni düzenlemeleri uyarınca düzenlerler.  Merkezi yabancı ülkede bulunan bir ticari işletmenin Türkiye’deki şubesinin ticaret unvanında, merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin ve şube olduğunun gösterilesi zorunludur (Tasarı m.48/III)[53].

G. Ticaret Unvanının Devri

Tasarı m.49, 6762 sayılı Kanunun 51. maddenin tekrarından ibaret olup, ticaret unvanını devralan kişinin herhangi bir değişiklik yapmaya zorunlu olmadan, unvanı kullanması hakkını veren bir ek yapılarak unvandaki değer korunmuştur.

Tasarı m.49/I düzenlemesine göre, ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez[54]. Ticaret unvanı işletmenin faaliyet sonucu itibar kazanmış olduğu ve işletme devir edilmeksizin unvanın devri eski işletmenin faaliyette bulunduğu inancını oluşturacağı için, müşteriler arasında güven sarsılmış olacaktır. Ticaret unvanının devri bu yüzden yasaklanmıştır[55]. Ticaret unvanının işletme ile birlikte devri kural olarak benimsenmiş[56] olmasına rağmen, istisnai durumlarda vardır. Örneğin, ticari işletmenin bütünlüğü bozulmamak kaydıyla, bazı unsurlar ya da mallar istisna edilebilir. Ayrıca şube devrinde de, ticaret unvanının şube unvanı ile birlikte devri mümkündür. Bu iki durumda da, ticaret unvanını devir alan kişi, ticari işletmeyi uygun bir süre kullanmalıdır[57]. Kiracı[58] ve intifa hakkı sahibi de sözleşmede aksi öngörülmemişse, ticaret unvanını kullanabilir.

Tasarı m.49/II düzenlemesine göre, bir işletmenin ticaret unvanından söz edilmeksizin sadece işletme devir edilmişse, bu durumda ticaret unvanının da devir edildiğinin kabulü gerekir[59]. Ancak bu kanuni karinenin aksi sözleşme ile kararlaştırılabilir. Örneğin, ticaret unvanında gerçek kişinin adı varsa, devir halinde bu adın da kullanılmasına izin verilmiş demektir.  Ancak, işletmeye sahip olan kişi, bu işletmeyi devir ederken ticaret unvanı olan ad ve soyadını, yani ticaret unvanını açıkça belirtmek suretiyle devir etmekten sarfınazar edebilir[60]. Ticari işletmeyi devir alan kimse, bu işletmenin ticari unvanını aynen kullanabileceği gibi ek veya ekler de ilave etmesi mümkündür[61].

Tasarıda ticaret unvanına ilişkin olarak iflas ve miras[62] hallerine özgü düzenleme bulunmamaktadır. Ticaret unvanı iktisadi değer taşıyan bir varlık olarak, iflas masasına girmeli ve alacaklıların tatmininde faydalı olmalıdır[63]. Ticaret unvanı yalnızca gerçek kişi adından oluşuyorsa, karşımıza kişilik hakları çıkmaktadır. Arslanlı’ya göre, bu halde ticaret unvanı masaya devredilemez[64]. Gerçek kişinin ad ve soyadını içeren ticaret unvanının parasal bir değeri olsa bile, devrin kişilik hakları ile bağdaşması imkansızdır. Ancak ticaret unvanının miras yolu ile intikali mümkündür. Miras yolu ile devirde de ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak kazanılamaz[65]. Sözleşmede aksi öngörülmemişse, ticaret unvanını devir alan kimse, bu unvanı başkasına da devredebilir[66]. Tacir, ticari işletmeyi devir ederken ticaret unvanını devir etmeyebilir. Bu halde, devir işlemi yapan, tacir sıfatını yitirir ve ticaret sicilinden kaydı silinir[67]. Eğer, bu kimse ticari faaliyete yeniden başlarsa, bu durumda devir edilmeyen ticari unvanını anılan kişi yeniden kullanabilir[68]

III. TİCARET UNVANININ KORUNMASI

A. İlke

Tasarı m.50, 6762 sayılı Kanunun 52. maddesinden aynen alınmıştır. Buna göre, usulüne yani kanunun emrettiği şekilde tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı, sadece unvan sahibine aittir[69]. Bir başka deyişle, işletme sahibinin ticaret unvanı üzerinde tekel hakkı bulunmaktadır[70]. Zarar görme veya zarar tehlikesi gibi şartlar aranmaz. Tamamlayıcı ve genel koruma teşkil eden haksız rekabetin men’i ile ilgili hükümlerde ise, zarar veya zarar tehlikesi aranmıştır(Tasarı m.56/I)[71].

B. İhbar Ve Ceza

Tasarı m.51, 6762 sayılı Kanunun 53. maddesinin tekrarından ibaret olup, birinci fıkrasına Türk Patent Enstitüsü ilave edilmiştir. Buna göre, bütün mahkemeler, memurlar, ticaret ve sanayi odaları, noterler ve Türk Patent Enstitüsü görevlerini yaparken bir ticaret sicilinin tescil edilmediğini, kanuni düzenlemelere aykırı olarak tescil edildiğini ya da kullanıldığını öğrenirlerse durumu yetkili ticaret sicil müdürüne ve Cumhuriyet savcılığına bildirmek zorundadırlar.

İkinci fıkrada ise, Tasarı m.39(ticaret unvanı kullanma zorunluluğu) ile 46( ticaret unvanı ekleri) ve 48(şubelerin ticaret unvanı ve ekler) düzenlemelerine aykırı hareket edenler ve 49(ticaret unvanını devri) düzenlemesine aykırı olarak ticaret unvanını devredenlerle devralan ve kullanan kimseler, 38/I düzenlemesine göre, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Gerçeğe aykırı tescilden dolayı zarar görenlerin tazminat hakları saklıdır.

C. Unvanına Tecavüz Edilen Kimsenin Hakları

Tasarı m.52, 6762 sayılı Kanunun 54. maddesine karşılık gelmekte olup, unvan sahibinin korunmasının yetersizliği giderilmeye çalışılmıştır. Unvan sahibine tanınan dava ve talep hakları, markalar, endüstriyel tasarımlar, patentlere ilişkin KHK’lerde ve Fikri ve Sanat Eserleri Kanununda marka, tasarım, patent ve eser sahibine  tanınan haklarla karşılaştırıldığında bu yetersizlik daha iyi anlaşılıyordu[72]. Maddede yapılan değişikliklerle unvan sahibine de, diğer hak sahibine tanınan haklar verilmiştir[73].

Tasarı m.52/I düzenlemesine göre, ticaret unvanının, ticaret hayatında geçerli olan dürüst uygulamalara aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde[74] hak sahibi, bunun tespitini, men’ini; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini[75], tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre, maddi[76]ve manevi tazminat isteyebilir[77]. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz neticesinde mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da hükmedebilir. Bu düzenleme ile, ticaret unvanına tecavüz halinde, hukuki müeyyide düzenlenmiştir. Cezai müeyyide ise yukarıda izah edilmeye çalışıldığı üzere, Tasarı m.51’de düzenlenmiştir.

Gerçek kişi unvanı, ad ve soyadın kısaltılmadan yazılması şeklinde oluştuğundan, unvan sahibinin ismi üzerinde mutlak bir hakkı bulunmaktadır. Bu hakkın ihlali halinde, MK m.25 ve 26 uyarınca, kişilik hakkının ihlali dolayısıyla gerekli şartların bulunması halinde korunma talep edebilir[78].

Kural olarak, ticaret unvanı üzerindeki hakkın ihlali devam ettiği sürece, hakkı ihlal edilen gerçek veya tüzel kişinin dava açma hakkı devam etmektedir. Ancak bazı hallerde, önceki tarihli unvan sahibinin bu hakkının herhangi bir şekilde kısıtlanmaması, haksız sonuçlara yol açabilir. Önceki hak sahibinin MK.m. 2 uyarınca belli bir davranışta bulunması gerekirken sessiz kalması sonucu, iyi niyetli bir şekilde unvanı daha sonraki bir tarihte tescil ettiren veya kullanan kişiye karşı dava açma hakkını kaybetmesine “sessiz kalma yoluyla hak kaybı” denilmektedir[79].  Sessiz kalma yoluyla, önceki tarihli unvan sahibinin dava açma hakkını kaybetmesi için, bazı şartların bulunması gerekir. Markalar için ayrıntılı şekilde incelenmiş olan bu şartlar, ticaret unvanları açısından da, ticaret unvanlarına uygun şekilde geçerlidir[80].

Tasarı m. 52/II düzenlemesine göre, mahkeme davayı kazanan tarafın talebi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayınlanmasına da karar verebilir. Tescil  edilmemiş ticaret unvanı haksız rekabet hükümlerine göre korunabilecektir.

SONUÇ

Ticaret Kanunu Tasarısının ticaret unvanı ile ilgili düzenlemeleri, 6762 sayılı Kanunun devamı niteliğinde doktrin ve Yargıtay kararları ışında bir takım yenilikler içermektedir. Bu yeniliklerden ilki, Tasarı düzenlemesinin 39. maddesi ile getirilmiştir. Buna göre, şeffaflık ve açıklık ilkesi gereği, tacirlerin ticari belgelerinde unvanlarının yanında sicil numarası, ticari işletmenin merkezi, sermaye şirketi ise sermaye miktarı ve internet sitesi adres ve numarasının da gösterilmesi gerekecektir.

         Ticaret unvanı ile ilgili Tasarının getirmiş olduğu diğer bir yenilik ise, unvana sağlanan koruma ile ilgilidir. Buna göre, gerçek kişilerin ticaret unvanları ya da tüzel kişi unvanlarında gerçek kişilerin adı belirtilmişse, bu unvanlar Türkiye genelinde korunacaktır.

         Diğer bir yenilik ise, ticaret unvanına tecavüz halinde hak sahibinin talep ve dava hakları ile ilgilidir. Buna göre, unvanı tecavüze uğrayan hak sahibi, marka ve patent gibi sınai haklarda olduğu gibi, gerekli gördüğü takdirde bu tür belgelerin toplatılmasını, yoksun kaldığı bir zarar söz konusu ise maddi tazminat anlamında bunların karşılanmasını isteyecektir. Bir başka deyişle, fikri ve sınai haklar hukuku ticaret unvanları da içermektedir. Paris Konvansiyonu da bu hususu açıkça belirtmektedir[81].

         Sonuçta, ticaret unvanı ile ilgili olarak yapılmaya çalışılan değişikliklerle, uluslar arası düzenlemeler ve ilkeler yakalanmaya çalışılmıştır.

 



Kaynakça
AKINTÜRK, T., Medeni Hukuk, İstanbul 2004.

ANSAY, T., Adi Şirket Ortakları Tacir midir? Ortakların Ticaret Unvanı-Defter Tutma(TD. 17.5.1966), AÜHFD 1968, C.XXV, s.263 vd.

ARKAN, S., Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2005.

ARSLANLI, H., Kara Ticaret Hukuku, Umumi Prensipler, B.3, İstanbul 1960.

AYHAN, R., Ticaret Hukukunun  Genel Esasları, Ankara 1992.

BİLGİŞİN, M.A., Ticaret Hukuku, İstanbul 1950.

BİRSEL, M.T., Ticari İşletme Hukuku, C.I, İzmir 1970, s.145.

BOYACIOĞLU, C., Ticaret Unvanının Devamına İlişkin Düzenlemenin(TK 49) Ticaret Unvanının Sürekliliği İlkesi Kapsamında Değerlendirilmesi, Ünal Tekinalp’a Armağan, İstanbul 2003, C.I, s.71 vd.

BOZER, A., Ticari Şirketlerin Unvanında Mevcut(Türk), (Türkiye), (Cumhuriyet), (Milli) Kelimelerinin Tatbikat Kanunun 13’üncü Maddesi Muvacehesinde Durumu, Ankara Barosu Dergisi, 1958, S.6, s.553 vd.;

BOZER, A./GÖLE, C., Bankacılar İçin Ticaret Hukuku Bilgisi, B.16, Ankara 2000.

CAN, M., Elektronik Sözleşmeler, Ankara 2004.

DOĞANAY, İ., Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, .B.3, Ankara 1990.

DOMANİÇ, H., Ticaret Hukukunun Genel Esasları, İstanbul 1988.

ERİŞ, G., Türk Ticaret Kanunu, Ticari İşletme ve Şirketler, C.I, Ankara 2004.

GÖLE, C., Ticari İşletmenin Merkez ve Şubesinin Tayini Sorunu, Prof Dr. Hirsch’e Armağan, Ankara 1986.

İMREGÜN,  O., Ticaret Hukukunun Genel İlkeleri, İstanbul 1989.

KARAHAN, S., Ticari İşletme Hukuku, Konya 1997.

KARAHAN, S., Gerçek Kişi Unvanlarının Korunması ve Sessiz Kalma Nedeniyle Hakkın Kaybı İlkesi, Batider 2001, C.21, S.1, s.283 vd.

KARAHAN, S., Haksız Rekabet Davalarında Dava Zamanaşımı ve Sessiz Kalma Nedeniyle Hakkın Kaybedilmesi İlkesi, Domaniç’e 80. Yaş Günü Armağanı, İstanbul 2001, s.299 vd;

KARAHAN, S., Ticaret Unvanının Tescilinde Yenilik Şartı, Konya Ticaret Odası, 1992, S.2, s.32

KARAYALÇIN, Y., Ticaret Hukuku, I Giriş, Ticari İşletme, B.3, Ankara 1968.

KENDİGELEN, A., Sanayi ve Ticaret Bakanlığının İç Ticaret 1995/1 Sayılı Tebliğinin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi, İÜHFM, 1995-1996, S.1-2, s. 297 vd.

ORTAN, N., Ticaret Kanunu Tasarısı’nın Ticari İşletme Hukukuna  İlişkin Hükümlerinin Değerlendirilmesi, Hukuki Perspektif Dergisi, Ağustos 2005, S.4, s.21 vd.

ÖÇAL, A., Ticaret Unvanının Devri, Eitiad, 1973/1, s.274 vd.

ÖZDEMİR, N., Türk Ticaret Yasasına Göre Ticaret Hukuku, B.3, Ankara 1977.

POROY, R./YASAMAN, H., Ticaret İşletme Hukuku, İstanbul-2004.

POROY,R./TEKİNALP, Ç./ÇAMOĞLU, E., Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, İstanbul 2003.

TEKİL, F.,Ticari İşletme Hukuku, C.I, İstanbul 1981.

TOPALOĞLU, M., Bilişim Hukuku, Adana 2005.

YONGALIK, A., Ticaret Unvanı Alanındaki Yeni Gelişmeler, Batider, 2002, C.21, S.3, s.6 vd.

Türk Ticaret Kanunu Tasarısı, Adalet Bakanlığı, Gerekçe, Ankara 2005.

 

٭ Türkiye Adalet Akademisi Genel Sekreteri

[1] . Ticaret unvanı yerine firma terimi de kullanılmaktadır. Ancak firma, yerine göre, ticari işletmeyi de ifade ettiğinden, bu terimin kullanılması karışıklığa yol açabilir( ARKAN, S., Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2005, s.244).

[2] . KARAHAN, S., Ticari İşletme Hukuku, Konya 1997,  B.6, s.117.

[3]. BOYACIOĞLU, C., Ticaret Unvanının Devamına İlişkin Düzenlemenin(TK 49) Ticaret Unvanının Sürekliliği İlkesi Kapsamında Değerlendirilmesi, Ünal Tekinalp’a Armağan, İstanbul 2003, C.I, s.71.

[4] . Günümüz ticaret hayatında internet siteleri, ticari hayatın yoğun olarak yaşandığı bir sanal ortam haline gelmiştir. Elektronik ticaret sanal ortamda meydana gelmektedir. Tacirler, mal ve hizmetlerini web sitelerinde tanıtmakta, reklamlarını yapmakta hatta pazarlamaktadırlar. Bu sebeple, web sitelerine ulaşmak için kullanılan alan adları(www.turcojurists.com.tr gibi), ticari hayatta büyük bir fonksiyon icra etmeye başlamıştır. Bunun sonucu olarak alan adları(domain name) olarak kişi organizasyon ya da kurumların isimleri, ticaret unvanı veya işletme adları ile aynı kelimeyi seçmeleri söz konusu olabilir. Ayrıntılı bilgi için bkz., CAN, M., Elektronik Sözleşmeler, Ankara 2004, 21 vd.; TOPALOĞLU, M., Bilişim Hukuku, Adana 2005, s.109 vd.

[5] . Tasarı Ticaret Kanunu, Adalet Bakanlığı, Gerekçe, Ankara 2005, s. 412.

[6] . Tacir bunlara eklemeler yapabilir. Örneğin faaliyet adres ve krokisini ilave edebilir.

[7] . Tasarı m.1524/II, “web sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış kısmının ticaret siciline kaydı da dahil olmak üzere…” ifadesi ile bu hususa işaret etmektedir.

[8] . POROY, R./YASAMAN, H., Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2004, s.324.

[9] . “Her tacir ticari işletmesine ilişkin işlemleri ticaret unvanı ile yapmaya ve işletmesi ile ilgili senet vesair evrakı bu unvan altında imzalamak zorundadır”(TD. 4.6.1970 E.3512 K.2411) (ERİŞ, G., Türk Ticaret Kanunu, Ticari İşletme ve Şirketler, C.I, Ankara 2004, s. 958); “Ticari ortaklıklar adına senet imzalanmasında, yetkililerin imzalarının mutlaka ortaklık unvanı altında bulunması yeterli olup, bu unvanın kaşe olarak(el ile de yazılabilir) belirtilmesi de gerekli değildir”(12. HD. 26.4.2001 E.6218 K.7026) (ERİŞ 976); “TTK’nın 42/I hükmüne göre şayet tacir hükmi şahıs ise unvanla birlikte hükmi şahıs adına imza edildiğinin belirtilmesi gerekir. Davacıya yazılan mektup bu kayıtları taşımadığı gibi münderecatı itibariyle de şahsen yazıldığı ve şirket adına yazılmadığı anlaşılmaktadır”(TD. 4.6.1970, E.3512, K.2411(DOĞANAY, İ., Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, .B.3, Ankara 1990, s.284).

[10] . BİLGİŞİN, M.A., Ticaret Hukuku, İstanbul 1950, s.166 vd.; AYHAN, R., Ticaret Hukukunun  Genel Esasları, Ankara 1992, s. 178 vd.

[11]. Ticaret unvanının hukuki niteliği konusunda da değişik görüşler vardır. Bunlar; mülkiyet hakkı görüşü yani, ticaret unvanı üzerinde mülkiyet hakkının söz konusu olduğunu kabul eder; kişisel hak görüşü yani, ticaret unvanı üzerinde kişisel bir hak vardır, dolayısıyla devredilemez; karma görüş ise, diğer iki görüşü esas alır, yani hem mülkiyet hem de kişisel  hak söz konusudur. Bu görüşe göre, ticaret unvanı devredilebilir. 

[12] . TK m.42/V düzenlemesine göre, ecnebi anonim ve sermayesi eshama münkasem şirketlerle ecnebi sigorta şirketleri hakkında kanunu muvakkatin 7-15’inci maddeleri hükümleri mahfuzdur.

[13] . Ticari işletmeye sahip dernek, vakıf ve diğer tüzel kişiler, donatma iştiraki de ticaret unvanı kullanabilir(Tasarı m. 44).

[14] . “Tacir, ticaret unvanını tescil ettirdiği gibi kullanmak, başkalarının tescilli unvanı ile iltibas oluşturmamak zorundadır. Tescil edilmemiş ticari unvan korunamaz”(HGK.26.4.2000 E.11-827 K.808) (ERİŞ 967); “Her tacir işletmenin açıldığı günden itibaren onbeş gün içinde, seçtiği unvan ile merkezin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ettirmeye zorunludur. Anonim ortaklık ana sözleşmesinde ticari unvan ile merkezin bulunacağı yer yazılmalıdır. Muamele merkezinde değişiklik yapıldığına göre, iflas davası, ortaklığın muamele merkezinde açılmalıdır”(19.HD. 30.1.2003 E.5507 K.838) (ERİŞ 972); “Tacir unvanını aynı zamanda marka olarak da tescil ettirebilir. Her iki tarafın markaları aynı ismi kullansa ve tescilli ise, bunlardan biri iptal edilmediğinden, diğeri haksız rekabet davası açamaz”(11.HD. 18.4.2002 E.996 K.3647) (ERİŞ 962).

[15] . Tacir sayılmayan devlet, vilayet, belediye ve kamu yararına çalışan dernek ve vakıf gibi kamu tüzel kişilere ait işletmelerin unvanlarının tescilinde, tüzel kişilerin temsilcilerinin ve ayrıca tacir olmayan tüzel kişilere ait işletmeler adına imzaya yetkili kimselerin imzaları notere tasdik ettirilip, tescil dilekçesi ile birlikte sicil memuruna verilir(TST.m.21);

[16] . Ayrıntılı bilgi için bkz., GÖLE, C., Ticari İşletmenin Merkez ve Şubesinin Tayini Sorunu, Prof Dr. Hirsch’e Armağan, Ankara 1986, s.185 vd.

[17] . “Muhasebesi merkezde tutulan ve bağımsız sermayesi olmayıp, kendi başına ticari işlem yapan yerler, şube niteliğindedir”(11.HD. 6.11.2000 E.7288 K.8632) (ERİŞ 971); “Erzurum-Ilıca Şeker Fabrikası kendi başına ticari işlem yapabildiği için ticaret siciline tescili gerekir”(TD. 10.2.1967 E.281 K.522) (ERİŞ 967); “İlçe PTT müdürlüğü şube niteliğinde olmadığından tescili gerekmez”(Danıştay 8. Daire, 4.12.1973 E.1692 K.3432) (ERİŞ 967); “Davalı anonim ortaklığın Elazığ Bürosunun şube olup olmadığı 5590 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca incelenmelidir”(11. HD. 15.12.1977 E.5344 K.5602) (ERİŞ 968); ”Banka şubesinin başında bulunan müdüre, şubenin mevzuu içinde kalma  koşulu ile şube işlemlerinin gerektirdiği tüm sözleşmeleri yapma yerine getirme yetkisi verildiğine göre, bu yetkinin ticari mümessilliği ifade ettiğini anlamak gerekir” (11.HD.24.1.1986 E.7416 K.161) (ERİŞ 969); “Kooperatifler gerekli gördükleri takdirde, şube açabilirler”(11.HD. 5.3.1986 E.578 K.1158) (ERİŞ 969).

[18] . TST. m. 54’e göre; 1) merkezin bulunduğu yerin siciline hangi numara altında ve hangi tarihte tescil edilmiş olduğu, 2) şubenin unvanı ve adresi, 3) yalnız şubeye ilişkin özel kurallar, 4) şubenin temsilcileri ve bunların temsil yetkileri yalnız şube işlerine ilişkin olduğu takdirde, bu yön ve imzanın nasıl atılacağı, 5) şubeye ayrılmış olan sermaye tutarı gibi hususlar yazılır.

[19] . “Yabancı havayolu ortaklığı, Türkiye’de İstanbul Ticaret Siciline kayıtlı olarak şube faaliyeti göstermektedir. Bu şubenin adresi, adı geçenin tebligat adresidir”(11.HD.14.1.2002 E.7926 K.90) (ERİŞ 971).

[20] . Tasarı m.45 bu amaçla düzenlenmiştir; “Aynı ticaret unvanının kullanılması haksız rekabeti oluşturur. Aynı unvanı daha önce tescil ettirenin, bu unvanı kullanmada öncelik hakkı vardır”(11.HD. 20.6.2002 E.2349 K.6368) (ERİŞ 977).

[21] . “Gerçek kişi tacirler, ticaret unvanlarında ad ve soyadlarını kullanmak zorundadırlar”(HGK. 26.4.2000 E.11-827 K.808) (ERİŞ 973); “Hukuka uygun olarak kullanılan ticaret unvanı terkin edilmedikçe, bu unvan hukuken korunur”(11.HD. 3.3.2003 E.9610 K.6368) (ERİŞ 977). Alman hukukunda ticaret unvanı ayırt ediciliği sağlamak ve aldatıcı olmamak koşuluyla istendiği şekilde oluşturulabilir (Alm. Tic. Kan. 18). Ayrıntılı bilgi için bkz., YONGALIK, A., Ticaret Unvanı Alanındaki Yeni Gelişmeler, Batider, 2002, C.21, S.3, s.6 vd.

[22] . KARAHAN, S., Ticaret Unvanının Tescilinde Yenilik Şartı, Konya Ticaret Odası, 1992, S.2, s.32; Başka bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş olan aynı ad ve soyadını ihtiva eden bir ticaret unvanı sahiplerinin haksız rekabetten doğan dava hakları vardır. Özellikle, bazı kişiler kötü niyetli olarak soyadlarını değiştirmek suretiyle, daha önce tanınmış bir unvanı kullanarak haksız menfaat sağlamaktadırlar. Bunların mutlaka ek almaları gerekir.

[23] . Bu düzenleme TST m.18/III’de yer almaktadır. Doktrinde bu düzenlemenin Ticaret Kanunu karşısında hüküm ifade etmediği düşüncesi hakimdir. Ayrıntılı bilgi için bkz., POROY,R./TEKİNALP, Ç./ÇAMOĞLU, E., Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, İstanbul 2003, s.57; ARKAN 246; DOMANİÇ, H., Ticaret Hukukunun Genel Esasları, İstanbul 1988, s.232; TEKİL, F.,Ticari İşletme Hukuku, C.I, İstanbul 1981, s.163; KARAHAN 129. Aksi görüşte olan Yargıtay başlangıçta, adi şirketin unvanı olmayacağını ileri sürmektedir(13. HD. 30.9.1976, E.1762 K.6242(YKD. 1977, C.III, s. 965-66). Daha sonra adi ortaklığın ticaret unvanı kullanabileceğini zımni olarak ifade etmiştir “adi ortaklıkta kullanılan ticari unvan, ortaklığın tasfiyesi ile kime bırakılmışsa, o bu unvanı kullanabilir”(11.HD., 11.09.1990, E.5062 K.5392) (ERİŞ 961).

[24] . ARKAN 246.

[25] . BOZER, A./GÖLE, C., Bankacılar İçin Ticaret Hukuku Bilgisi, B.16, Ankara 2000, s. 88; ANSAY, T., Adi Şirket Ortakları Tacir midir? Ortakların Ticaret Unvanı-Defter Tutma(TD. 17.5.1966), AÜHFD 1968, C.XXV, s.263 vd; ARKAN 246; Karşı görüş BİRSEL, M.T., Ticari İşletme Hukuku, C.I, İzmir 1970, s.145.

[26]. “Kollektif ortaklığın unvanında, ortaklığın nevini ifade için “kollektif” sözcüğü kullanılmalıdır”(11.HD.9.3.1973 E.911 K.963) (ERİŞ 979); Ticaret sicilindeki kaydı, terkin edilen ticari ortaklık hakkında karar verilemez. Bu durumda, ticari ortaklığın ihya edilmesi, yani yeniden tüzel kişiliğinin mahkeme kararı ile kazandırılması için dava açarak hak iddia edenlere uygun süre verilmesi ve bu sürede açılacak davanın bekletici sorun yapılması gerekir”(9.HD. 9.3.2000 E.36 K.2884) (ERİŞ 979).

[27] . “Tüzel kişinin unvanı, önceden tescil edilmişse, bu unvan korunur ve sonradan tescil edilenin gerekli ekleri yapması zorunludur. Ancak eylemleriyle hakkın ihlaline zımnen izin verildiği takdirde, diğer taraf, aynı unvanı kullanabilir. Kötü niyet iddiasının ispatı için tanık dinlenebilir”(11.HD. 3.3.2003 E.9483 K.1755) (ERİŞ 989).

[28] . 1163 sayılı Kanunun 2. maddesine dördüncü fıkra olarak 3476 sayılı Kanun ile ekleme yapılmıştır. Buna göre, kooperatifler ve üst kuruluşlarının unvanlarında, kamu kurum ve kuruluşlarının isimlerine yer veremezler. Örneğin Adalet Akademisi Yapı Kooperatifi şeklinde ticaret unvanı kullanamazlar.

[29] . TTK. 544. maddeye göre, limited şirketlerin düzenleyeceği mektup, evrak ve vesikalarda, ticaret unvanının yanında, ortaklık esas sermayesinin de miktarının gösterilmesi gereklidir. Bu düzenleme doktrinde de değişik tartışmalara sebebiyet veriyordu. Tasarı bu düzenlemeye yer vermeyerek tartışmaları sona erdirmiştir.

[30] . ERİŞ 979.

[31] . “Anonim ortaklık unvanında, (Anonim Şirket) sözcüklerinin bulunması gerekir”(TD. 4.10.1957 E.3015 K.2132) (ERİŞ 981); “Haksız rekabet nedeniyle de olsa, ticaret unvanında yazılı ve iltibasa neden olan sözcüğün silinmesine karar vermek gerekirken, anonim şirketin tüm unvanının sicilden silinmesine karar verilemez”(11.HD. 19.10.1990 E.6815 K.6653) (ERİŞ 981).

[32] . “Anonim ortaklık ve limited ortaklıkların bu unvanlarının kısaltılarak A.Ş ve Ltd. Şti. olarak gösterilmesi mümkündür. Bu ortaklıkların unvanında, kişi adları da korunabilir. Ancak, unvana kişi adı girdiği takdirde, nevini gösteren ibareler kısaltılarak yazılamaz”.(HGK. 27.2.2002 E.11-62 K.115) (ERİŞ 980).

[33] . Kanaatimce bu yasaklama anlamsız ve gereksizdir. Benzer görüş için bkz.,KARAYALÇIN, Y., Ticaret Hukuku, I Giriş, Ticari İşletme, B.3, Ankara 1968, s.382 vd.

[34] . Tebliğde yer alan bu sınırlandırmanın yasal dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz., KENDİGELEN, A., Sanayi ve Ticaret Bakanlığının İç Ticaret 1995/1 Sayılı Tebliğinin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi, İÜHFM, 1995-1996, S.1-2, s. 297 vd.

[35] . TST m.20/I

[36] . TST m.20/II. Örneğin Ankara Belediyesi Ekmek Fırını gibi.

[37] . Ticari işletmesi olan kamuya yararlı dernekler ile kamu tüzel kişilerince kurulan ve tüzel kişiliği olmayan işletmelerin unvanlarına ek yapılıp yapılamayacağı hususu doktrinde tartışmalıdır. İMREGÜN’e göre, kamuya yararlı dernekler ile kamu tüzel kişileri tarafından işletilen ticari işletmelerde unvanın mevcut düzenlemelere göre, bunların sadece kendi adlarından oluşması zorunludur(İMREGÜN,  O., Ticaret Hukukunun Genel İlkeleri, İstanbul 1989, s. 71 vd.).

[38] . Gemi adının gösterilmesi yolu ile, oluşturulan donatma iştiraki unvanının, ticaret unvanının taciri tanıtması yolundaki ilkeye uymadığı yolundaki görüş için bkz., ARKAN 249 dpn.1.

[39] . Recep Can Donatma İştiraki ya da Denizkızı Donatma İştiraki gibi.

[40]. “Seyahat acentelerinin ticaret unvanları, 1618 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca Türkiye çapında korunur”(11.HD.13.4.1983 E.1756 K.1935) (ERİŞ 985).

[41] . “Hekimoğlu Un Fabrikası Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile Büyük Hekimoğulları Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş unvanlarındaki ek sözcükler, ….. ayırt edici niteliktedir”(11.HD. 10.9.1991 E.7693 K.4477) (ERİŞ 986); “Ticaret unvanını daha önceden tescil ettirerek kullanan kimsenin, bu unvanını başkaları kullanamaz. Aynı soyadı taşıyan kişiler, bu soyadını ticari unvanlarında kullanmak istedikleri takdirde, önceden tescil edilen unvandan ayırt edici ekler yaparak kullanabilirler”(11.HD. 29.5.2000 E.3792 K.4770) (ERİŞ 987).

[42]KENDİGELEN 297 vd.

[43] . Ekler, zorunlu olanlar, ihtiyari olanlar ve yasak olanlar şeklinde tasnife tabi tutulabilir. Zorunlu eklere örnek olarak, tüzel kişilerde  seçilecek unvanın Türkiye genelinde önceden tescil edilmiş unvanlardan açıkça ayırt edilmesi gerekir. Ayrıca şube ve tasfiye ekleri de zorunlu eklerdendir. İhtiyari olanlar ise, gerçek ve tüzel kişilerin ticaret unvanlarına kanuna aykırı olmamak kaydıyla diledikleri ekleri koyabilirler. Yasak ekler ise, kendi aralarında aldatıcı, gerçeğe aykırı, kamu düzenine aykırı ve Bakanlar Kurulunun iznine bağlı olmak üzere bir ayrıma tabi tutulabilir. Ayrıntılı bilgi için bkz., ÖZDEMİR, N., Türk Ticaret Yasasına Göre Ticaret Hukuku, B.3, Ankara 1977, s.128 vd.

[44] . “Ticaret unvanı, gerçek amaca uygun ve başkalarını yanlış kanaate sevk etmeyecek nitelikte olmalıdır”(11.HD. 29.11.1973 E.4778 K.4768) (ERİŞ 993). 

[45] . Ayrıntılı bilgi için bkz., BOZER, A., Ticari Şirketlerin Unvanında Mevcut(Türk), (Türkiye), (Cumhuriyet), (Milli) Kelimelerinin Tatbikat Kanunun 13’üncü Maddesi Muvacehesinde Durumu, Ankara Barosu Dergisi, 1958, S.6, s.553 vd.; “Türk, Türkiye, Cumhuriyet ve Milli sözcükleri bir ticaret unvanına ancak Bakanlar Kurulu kararıyla konulabilir. Bu sözcükleri önceden kullananlar da intibak için aynı kurala tabidirler”(TD. 30.5.1958 E.149 K.1486) (ERİŞ 992);

[46] . BOYACIOĞLU 72 vd.

[47] . KARAYALÇIN 387; İMREGÜN 103.

[48]  . POROY/YASAMAN 340.

[49] . GÖLE 185 vd.; “Ticaret siciline tescili istenen tesisin, satış işlemi değil, merkez adına mal alımı ile depolama ve sevk etmek işlemi yaptığı ve bu niteliği ile müstakil sermayeye sahip olmayan ve kendi başına merkezden bağımsız ticari muamele yapmayan yerlerden olmakla, bu tesisin şube niteliği bulunmamaktadır”(11.HD. 1.7.2002 E.3235 K.6891) (ERİŞ 999); “Üretilen malın, ortaklığın merkezi ile bağlantılı olarak satıldığı, ayrı ve bağımsız bir ticari faaliyeti olmadığı savunmasının; ticaret hukuku, işletmecilik ve muhasebe alanındaki uzman kişilerden oluşturulacak  kurul ile, 5590 sayılı Yasanın 9. maddesi çerçevesinde değerlendirerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekir”(11.HD. 14.1.2003 E. 7820 K.219) (ERİŞ 1000); “Sigortalı araç, dava dışı bankanın şubesine dair ve mürtehin kaydı ile, davalı sigorta şirketine sigorta edildiğine göre, davacı sigorta ettirenin dava açabilmesi için bu bankanın iznini alması gerekir”(11.HD. 16.1.2003 E.8570 K.266) (ERİŞ 1000); “Sigorta ortaklığın bölge müdürlüklerinin, tüzel kişiliği yoktur ve şube olarak işlem göremezler. Bu nedenle, açılmış veya açılacak bir davada husumet ehliyeti yoktur”(11.HD. 6.3.2003 E.10280 K.1968) (ERİŞ 1000).

[50] . Yönetim kurulu almış olduğu kararda, şubenin nerede ve hangi tarihten itibaren açılacağı, şubeyi temsil ve ilzam edecek şube müdürü ve şubeye tahsis edilecek sermaye miktarını belirler. Bu işlemden sonra, şube müdürü, yani yetkilinin imza sirküleri çıkarılır. Şube müdürü anonim şirket yönetim kurulu kararı ile imza sirkülerini, bir dilekçeyle, merkezin bağlı olduğu ticaret sicil memurluğuna(müdürlüğüne) vermelidir. Bu memurlukça, ortaklığın dosyasının bir sureti ile sicilin düzenleyeceği bir belge şube müdürüne tevdi edilerek, şubenin kurulma işlemleri tamamlanmış olur. Şube müdürü, bu belgelerle şubenin bağlı olduğu ticaret sicil memurluğuna başvurarak, tescil işlemini yaptırır ve bu tescil, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir( ERİŞ 994); “Anonim ortaklık yönetim kurulunca, banka şube müdürlerine temsil yetkisi tanınmadan, bu banka şubesinin, kendi işlemleri dolayısıyla dava açması mümkündür”(19.HD. 21.12.1998 E.6846 K.7793) (ERİŞ 996); “Şubenin bulunduğu yerde dava açılabilmesi için, işlemin şube işlerinden kaynaklanması gerekir. Trafik kazasına karışan aracın, şubeye ait olduğu iddia edilmemiş ve dava dilekçesinde de, hasım olarak, genel müdürlük gösterilmiştir. Bu husus üzerinde durulmadan yetki hususunda karar verilemez”(11.HD. 9.10.2000 E.6539 K.7527) (ERİŞ 997); “Gerçek veya tüzel kişilerin muhtelif yerlerde şubeleri bulunduğu takdirde, o şubenin işleminden dolayı, iflas davası ayrık olmak üzere, şubenin bulunduğu yer mahkemesinde de dava açılabilir”(19.HD. 21.9.2001 E.5298 K.5793) (ERİŞ 997); “Şube aleyhine dava açılamaz. Ancak tüzel kişilik adına ve onun temsilcisi sıfatı ile dava açılabilir”(11.HD. 14.1.2002 E. 7825 K.91) (ERİŞ 997).

[51] . “PTT Bölge Başmüdürlükleri ile İl Merkez Müdürlükleri ve Şefliklerine tahsis edilmiş bir sermaye olmadığından, bu bölümler şube niteliğinde sayılmaz ve dolayısıyla ticaret siciline kayıt edilemezler”(11.HD. 26.11.1982 E.3442 K.5627) (ERİŞ 996); “Ticari işletmenin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescili zorunludur”(11.HD. 12.9.1990 E.4631 K.5458) (ERİŞ 996).

[52] . “Banka şube müdürü ticari mümessildir ve bu nedenle, şubenin işlemleri ile ilgili uyuşmazlıklarda aktif ve pasif husumet ehliyeti vardır”(11.HD. 24.1.1986 E.7416 K.161) (ERİŞ 996); “Şubenin işlemlerinden dolayı o şubenin bulunduğu yer mahkemesinde de dava açılabilir”(11.HD. 10.6.1988 E.4587 K.3869) (ERİŞ 996).

[53] . GÖLE 185 vd; Merkezleri yabancı ülkelerde bulunan ticari işletmelerin birinci veya daha sonraki şubelerin tescilinde, her şubeye ayrılmış olan sermaye tutarının da gösterilmesi gerekir(TST.m.52/V).

[54] . “Ticaret unvanı ile marka aynı sözcükleri taşımaktadır. Unvan devir edildiğine göre, markanın da devir edildiğinin kabulü gerekir”(TD. 16.4.1973 E.1714 K.1714) (ERİŞ 1002); “Ticaret unvanı devir edilmeksizin, kullanma hakkı sözleşme ile üçüncü kişilere verilebilir(11. HD. 18.6.2002 E.2119 K.6308) (ERİŞ 997); “Ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak devredilemez. Eğer unvan değişikliği üstlenilmişse, bu değişiklik ancak anasözleşme değişikliği ile olur. Unvan değişikliğinin geçerli olup olmadığı belirlenmeli ve sonuca göre, karar tesis edilmelidir(11.HD. 25.6.2002 E.3988 K.6575) (ERİŞ 998).

[55] . ÖÇAL, A., Ticaret Unvanının Devri, Eitiad, 1973/1, s.274 vd.

[56]. “Ticaret unvanı, işletmeden ayrı devir edilemez. Unvan değişikliği, anasözleşme değiştirilerek sağlanır”(11.HD. 25.6.2002 E.3988 K.6575) (ERİŞ 1004).

[57] . ÖÇAL 274 vd.

[58] . ARKAN 254.

[59]. ARSLANLI, H., Kara Ticaret Hukuku, Umumi Prensipler, B.3, İstanbul 1960, s.96 vd.; “İşletmenin devri sırasında, devir sözleşmesinde aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça, ticaret unvanının da devir edildiği kabul edilir”(11.HD. 7.4.1986 E.427 K.2013) (ERİŞ 1004); “Bir işletmenin devri, ticaret unvanının dahi devrini içerir”(11.HD. 9.10.1989 E.8241 K.6118) (ERİŞ 1004); “Ticari işletme tüm malvarlığı ile devir edildiğine göre, ticaret unvanının da devir edildiğinin kabulü gerekir”(11.HD. 1.6.1990 E. 3900 K.4405) (ERİŞ 1004). 

[60] . POROY/YASAMAN 339.

[61] . Doktrinde bu husus tartışmalıdır. KARAYALÇIN’a göre, devir alan tacirin kimliği hakkında yanlış kanaati önlemek bakımından halefiyete ilişkin eklerin yapılması gerekir(KARAYALÇIN 388); Aksi ARSLANLI 96.

[62] . “Miras yolu ile kendilerine geçen (v.Bozacısı veya Sirkecisi) biçimindeki maruf unvanı mirasçılar kullanabilir”(11.HD. 13.12.1983 E.4964 K.5668) (ERİŞ 1023).

[63] . POROY/YASAMAN 340.

[64] . ARSLANLI 97.

[65] . ARSLANLI 98.

[66] . ARSLANLI 97; 

[67] . TST m.33/II.

[68] . ÖÇAL 274.

[69] . “Tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanmak hakkı, yalnızca bu unvan sahibine aittir. Bu hak, ….. aynı adı ve soyadı taşıyan kişilere de ileri sürülebilir”(11.HD. 14.11.1979 E.5024 K.5218) (ERİŞ 1006); “Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak sadece tescil ve ilan ettirene aittir”(11.HD. 29.5.2000 E.3792 K.4770) (ERİŞ 1007); “Tescilsiz ticaret unvanının, davalı ticari ortaklık tarafından marka olarak tescil edildiği iddia edilerek, bu markanın terkini istenmiştir. Davacının, uzun bir süre davalı ile birlikte pay sahibi oldukları ve marka adının tanınmasına katkıda bulunduğu ileri sürülmesine göre, bu ismin her iki tarafın birlikte kullanımının mümkün olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre, karar verilmesi gerekir”(11.HD. 13.10.2003 E. 2883 K.9171) (ERİŞ 1073); “Davacı ortak, ortak olduğu ortaklığın unvanının davalı tarafça haksız olarak kullanıldığını öne sürerek, haksız rekabetin önlenmesini istemiştir. Böyle bir dava ortak tarafından değil, ancak ortaklık tarafından açılabilir”(11.HD 21.6.1984 E.2763 K.3611) (ERİŞ 959); “Davalının ticaret unvanını 1984 yılından beri kullandığı ve 1994 yılında ticaret siciline kayıt ettirdiğine göre, önceden beri kullanıcının hakkının korunması gerekir”(11.HD. 2.6.2003 E.60 K.5826) (ERİŞ 992); “Kenan Eczanesi” unvanı ile “Yeni Kemal Eczanesi” unvanı iltibas oluşturur. Unvanı devir eden kimse, aynı unvanı iltibas oluşturacak biçimde kullanamaz”(11.HD.25.10.1982 E.4217 K.4083) (ERİŞ 1003); “Taraflar ortak iken kullanılan “Foto Sunar” unvanı, diğer ortağa devir edilmişse, bu devir nedeniyle devreden ortak, artık bu unvanı kullanamaz”(11.HD 27.10.1983 E.4028 K.4613) (ERİŞ 1003); “Hukuka uygun olarak kullanılan ticaret unvanı terkin edilmedikçe, bu unvan hukuken korunur. Bu unvanı marka olarak tescil ettirmiş kişi, söz konusu unvanın kullanılmasının fiilen önlenmesini isteyemez. Ticaret unvanı, aynı unvanı marka olarak tescil ettirmiş kişinin haklarını ihlal edecek biçimde kullanılamaz” (11.HD. 3.3.2003 E.9610 K.1735), “556 sayılı KHK 65. maddesine göre, marka ve unvana müdahalenin meni, davacının ikametgahında açılabilir. TK.52. maddesine göre, usulen tescil edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkı yer ile sınırlı değildir. Dava, haksız rekabetin olduğu her yerde açılabilir. Marka ve unvana iltibas halinde “Demirdövenler” ibaresi için, marka ve ticaret unvanına tecavüzün önlenmesi ve ticaret sicilinden terkinine karar verilmesi gerekir”(11.HD. 8.4.2003 E.1200 K.3444) (ERİŞ 1008).

[70] . “Tarafların ticaret unvanlarında bulunan “Kahramanmaraş” adı iltibasa yol açmasına göre, haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesi gerekir”(11.HD. 20.12.1985 E. 7204 K.7187) (ERİŞ 1006); “Dadaş” ve Öz Dadaş” unvanları arasında iltibas vardır”(11.HD. 30.5.1986 E.3232 K.3335) (ERİŞ 1006); “London Kadın Giyim Sanayi” unvanı ile “London Giyim Sanayi” unvanı arasında iltibas vardır. Davacı kendine ait unvanı kullanırken, davalı ortak alınmış ve sonradan yapılan tasfiyede bu unvan açıkça davalıya verilmemişse, bu unvan davacıya ait olur”(11.HD. 3.5.1989 E.5358 K.2777) (ERİŞ 1007); ”Ticaret unvanları arasında gözde ve kulakta bıraktığı iz yönünden orta seviyede müşteriler için yanıltıcı bir durum oluşturuyorsa, iltibasın varlığının kabulü gerekir”(11.HD. 6.5.1987 E.1985 K.2771)(ERİŞ 959); “Ticaret ortaklıklarının merkezleri ayrı yerlerde olsa bile, unvanlarında iltibas varsa, önceden ticaret sicil kaydını yaptıran tüzel kişilik, …. Haksız rekabetin meni davası açabilir”(11.HD. 27.9.1983 E.3581 K.3868) (ERİŞ 985).

[71] . POROY/YASAMAN 335.

[72] . “Tescilli marka ve endüstriyel tasarım sahibi, bu tesciller hükümsüz kılınmadıkça, marka ve tasarımını kullanabilir. Bu bakımdan, davalının geçerli marka ve tasarımını kullanması haksız rekabeti oluşturmaz. Ticaret unvanı önceden tescil edilmiş ise, aynı unvanı başkasının kullanması halinde, bu unvanın ticaret sicilinden terkini istenebilir”(11.HD. 28.11.2000 E.7300 K.9419) (ERİŞ 1048).

[73] . ORTAN, N., Ticaret Kanunu Tasarısı’nın Ticari İşletme Hukukuna  İlişkin Hükümlerinin Değerlendirilmesi, Hukuki Perspektif Dergisi, Ağustos 2005, S.4, s.22.

[74] . “Botel unvanı ile Batel unvanı arasında iltibas vardır”(11.HD. 21.4.1983 E.1448 K.2050) (ERİŞ 1010); “Ticaret sicilinde aynı unvanlar tescilli iken, bu unvanların ticaret sicilinden terkini istenmedikçe, sadece haksız rekabetin men’ine ilişkin dava dinlenmez”(11.HD.15.2.2000 E.9760 K.1124) (ERİŞ 1011); “Ticaret unvanı ile markanın kullanılması gerçek kişiye bir protokol ile tanınması halinde, bu protokolde herhangi bir özel koşul olmasa bile, anılan gerçek kişi ayrı bir tüzel kişi oluşturarak, unvan ve markanın bu tüzel kişi tarafından kullanılmasını sağlayamaz”(11.HD. 18.6.2002 E.2119 K.6308) (ERİŞ 1012); “Hacıbekir sözcüğü ile Hacıbekiroğlu sözcükleri arasında iltibas vardır. Haksız rekabetin tespiti ile unvanın terkinine ilişkin davanın kabulü gerekir”(11.HD. 23.9.2003 E.2352 K.8222) (ERİŞ 1013).

[75] . “Narçın Yener Çınar – Yener Makine Sanayi unvanı davacıya ve Yener Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş unvanı da davalıya aittir. Bu iki unvan arasında iltibas vardır. Davalı unvanından Yener Makine Sanayi sözcüklerinin silinmesine ilişkin  mahkeme kararı doğrudur”(11.HD. 31.5.1990 E.3991 K.4394)(ERİŞ 1011).

[76] . “Ticaret unvanında, tescil tarihinin önceliğinden dolayı, bu unvanın korunması gerekmektedir”(11.HD. 5.10.1999 E. 2906 K.7558) (ERİŞ 1043); “Ticaret sicilinde aynı unvanlar tescilli iken, bu unvanların ticaret sicilinden terkini istenmedikçe, sadece haksız rekabetin menine ilişkin dava açılamaz”(11.HD. 15.2.2000 E.9760 K.1124) (ERİŞ 1043).

[77] . “BK’nun değişik 49. maddesinde, kasıt unsuru kaldırılmış ve bu maddeye hukuka aykırılık unsuru eklenmiştir. Bu durumda, davalının hukuka aykırı olarak davacı ticari ortaklığın ticaret unvanına tecavüz halinde, manevi tazminata karar vermek gerekir”(11.HD. 7.6.1999 E.3032 K.4940) (ERİŞ 1011).

[78].  Bu halde kişi, tespit, men, önleme ve tazminat davaları açabilir. Ayrıntılı bilgi için bkz., (AKINTÜRK, T., Medeni Hukuk, İstanbul 2004, s.163 vd). 

[79] . KARAHAN, S., Gerçek Kişi Unvanlarının Korunması ve Sessiz Kalma Nedeniyle Hakkın Kaybı İlkesi, Batider 2001, C.21, S.1, s.283 vd.

[80] . KARAHAN, S., Haksız Rekabet Davalarında Dava Zamanaşımı ve Sessiz Kalma Nedeniyle Hakkın Kaybedilmesi İlkesi, Domaniç’e 80. Yaş Günü Armağanı, İstanbul 2001, s.299 vd; ”Davacının, ticaret unvanında yer alan ve aynı zamanda markası bulunan “Telsim” sözcüğünün, diğer bir ortaklık tarafından uzun süre kullanılmasına sessiz kalınması, zımnen icazet anlamındadır”(11.HD. 30.6.2000 E.5841 K.6238) (ERİŞ 1007).

[81] . POROY/YASAMAN 336.